Metin Görgün

Elinize sağlık

29 Eylül 2003
<b>BAZI </B>anlar vardır, ne yazsan, ne söylesen boştur. İçindeki coşkuyu ya da hüznü anlatmak olanaksızdır. Şimdi, şampiyonluğu kaçırdık, şöyle oldu, böyle oldu mu demeli, yoksa, helal olsun kızlar, şu anda Avrupa ikincisiyiz, sizinle gurur duyuyoruz mu, demeli. Ama ben, grubun finalinde 3-2 kaybettiğimiz Almanya maçından sonra ne hissediyorsam, şu anda da onu hissediyorum. Kızlar ellerinize sağlık.

Bu ülkenin gündemine bomba gibi düştünüz. ‘‘Voleybol nedir?’’ diyen ciddi bir çoğunluğa, ‘‘Bu senenin trendi voleybol ve en gözde isimleri Natalia, Neslihan, Özlem, Bahar, Aysun, Esra, Çiğdem, Mesude, Gülden, Sinem, Seda’’ dedirttiniz. Bu dönemde doğan kız çocuklarına, anneler, babalar sizin isimlerinizi veriyorsa, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

İşin başındasınız

Bizler, sizin daha işin başında olduğunuzu, önümüzdeki dönemde gerek Dünya Kupası'nda, gerekse Olimpiyat elemelerinde başarılarınızla daha çok voleybolu konuşturacağınızı biliyoruz. Ciddi köşe yazarları, ciddi TV programları, spor sayfaları yaklaşık 10 gün voleybolla dolduysa, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

Ülkenin cumhurbaşkanını, başbakanını, sayısız bakanını, bürokratını o salona voleybol seyretmeye getirdiniz ya, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

İnanın kızlar, görevinizi tam yaptınız. Size güvenenleri, özellikle de hocanız Deniz Esinduy'u mahcup etmediniz. Onun da ruhu şu anda huzur içindedir. Tekrar ellerinize, yüreklerinize sağlık. Ne desek az, teşekkürler.
Yazının Devamını Oku

Rüya gibi

28 Eylül 2003
BUNUN adı final. Hem de Avrupa Finali. Hayali bile insanı mutlu ederken, gerçeğinde neler hissedilir ve bu hissedilenler nasıl dile getirilir bilemiyorum. <B>‘‘Bilmiyorsan, kalemi niye eline aldın’’ </B>demesinler diye bir şeyler yazacağım. Maça beklediğimiz gibi başladık. Önce iyi servisle tanımadıkları ve alışık olmadıkları ortamda, seyircinin de büyük katkısı ile Hollanda'yı ilk sette sürklase ettik. Ancak bunda teknik kadronun karşı takımı iyi analiz etmesinin ve blok- defans uyuşmasıyla korkulan Leferink ve Huurman ikilisini durdurmamızın büyük rolü vardı.

Natalie ve Nesilhan'la köşelerden vurduk. Neslihan her servise geldiğinde büyük işler yaptı. Özlem gerek blokta, gerek hücumda erken girişleriyle smaçörleri rahatlattı. Bir gün öncenin muhteşem oyuncusu Aysun için Hollanda, belli ki önlem almış. Onu durdurdular. Ama onun sayesinde Neslihan coştu. Gülden her zamanki gibi en kritik anlarda çıkardığı toplarla takımın ateşleyicisi oldu. Esra böyle manşet yüzdesiyle oynarsa bizim takım her zaman kazanır. Hücumda en zor pozisyonda vurmasına rağmen, takıma inanılmaz katkıda bulunuyor. Bahar için söylenecek tek söz, ‘‘Sen bu işi bitirmişsin’’ olabilir. Bu kadar soğukkanlı, bu kadar isabetli ve böyle özveriyle defans yaparak karşı tarafın zayıf yanlarını kompüter gibi algılayıp önlemler alarak oynarsan, takımını da finale götürürsün.

Artık dönüş yok

Natalie
bir anda Türkiye'nin sevgilisi, kızı gelini, açıkcası canımızdan biri oldu. Bu kadar iyi akıllı hücum yapmak onun sadece bir yönü. İnanılmaz defans yapıyor ve Esra-Gülden ile birlikte takımın bütün servis karşılama yükünü üstüne alıyor. Gülünce tüm Türkiye'nin içi ısınıyor. İnşallah o, vurup gülmeye, bizler de onun yüzündeki mutluluğu yaşamaya devam edeceğiz.

Artık sadece Avrupa Şampiyonluğunu kazanma şansını değil, Olimpiyat elemeleriyle, Dünya Kupası'na direk katılma hakkını elde ettik.Eğer o platforma bir kez girerseniz, bir daha geriye dönüş yok.

Gelelim bugünkü finale. Polonya'nın finale yükselmesini tüm seyircilerle birlikte istedik ve oldu. Kolay maç değil. Ancak hücum yükünü sadece Glinka ile çözüyorlar. Bu onların en büyük handikapı. Bir de Almanya ile 3-2'lik maç oynayıp çok yoruldular. Seyircimizle yarattığımız bu atmosferden çıkmaları çok zor.
Yazının Devamını Oku

Auta giden top

26 Eylül 2003
<B>HER</B> ne olursa olsun yarı final hakkını önceden kazanmış olmak takımımızı biraz rahatlatmış. Ancak üçüncü sette bu seyirciye yazık oluyor diyerek biraz oynamaya başladılar ve bu seti aldılar. Sonraki set ve 5. setin ilk bölümü bu turnuvadaki alıştığımız hüviyetine büründü ve maçı aldık derken, çok kritik bir anda Neslihan boş topu auta vurdu. Ne olduysa oldu, Almanlar kendine geldi. Bu seti 15-10 maçı da 3-2 kazandı.

Yukarıdaki maç özetinden ötede bir taktik savaşı yaşandı dünkü maçta. Öncelikle Almanya'nın antrenörü Lee Hee Wan bizim manşette zorlanıp hücumumuzu engellemek için taktik kısa servisler attırdı takımına. İlk iki sette de başarılı oldular.

Rövanşta yeneriz

Bizim hücum yaptıkça oynayan oyuncularımız Natalia, Neslihan ve de Esra hücumda hata yaptıkça ne blok kovaladılar, ne de alıştığımız defans etkinliğini ortaya koydular. Biz üstüne üstlük bir de kötü servis atınca özellikle gerçekten iyi pasör olan Hart takımını saat gibi oynattı. Hiç beklemediğimiz kadar ortadan oynayarak Radzuweit ve Kulakova'yla çok kolay sayı buldular. Voleybolun kaderidir. Eğer rakibi zorlamazsan hata yaptıramazsın.

İki set çeşitli oyuncu değişikliklerine rağmen ortaya etkili bir smaçör çıkaramadık. Üçüncü sette Reşat takımın pozisyonunu bir ileri alarak Alman taktik servislerini etkisiz kıldı. Bu çok akıllıcaydı.

İzmir'de ilk silahı atan gazeteci Hasan Tahsin gibi ilk yürekli smacı Esra'yla vurduk. Ondan sonra en kötü anlarımızda bile oyundan hiç düşmeyen günün en iyisi Aysun peş peşe ve boş toplar vurunca oyuncularımız kendine geldi.

Önce bloklar işlemeye bloklar işleyince defans yapmaya yani iyi oynamaya başladık. Artık klasik oyunumuz devredeydi. Bahar iyi gelen manşetleri çok iyi organize ediyor, ortadan Aysun, köşelerde Neslihan, Esra ve kendine gelen Natalia'yla adeta Almanları dövmeye başladık.

Aslında galip gelmek önemliydi. Ancak bu kadar durgun oyundan sonra tekrar dirilmek de çok önemli.

İki tarafın teknik adamları da oyunculardan maçı kazanmak için ellerinden geleni yaptılar. Ortaya çok güzel sahneler voleybol adına unutulmaz anlar yaşandı. Benim önceki tahminim devam ediyor. Biz bu Almanlarla finalde rövanş oynar ve yeneriz.
Yazının Devamını Oku

Bu bir duyurudur

25 Eylül 2003
<B>DÜNYA</B> voleybol ailesi, bugün hayretlerle izlediğimiz bu Türk Milli Takımı'nı en az 10 sene daha her türlü platformda üst sıralarda görmeye alışmalısınız. Yoksa ömrünüz ya hayret etmekle, ya da altında çapanoğlu aramakla geçer. Sizlere, yapabileceğim bir medya mensubu olarak bu son uyarıdır.

Önümüzdeki dönem bizim yıldızlarımızı konuşmak zorunda kalacaksınız o yüzden. Avrupa'da yaşayan Türkler'den isimlerini doğru telafuz etmek için şimdiden yardım alın.

Günün menüsünde seyircilere voleybol ziyafeti sunan kızlarımızın hamaratlıklarını anlatmak için teorik voleybol ders kitabını açıp neler yapılmalı bölümünü aynen yazmalıyız.

Bahar organizatör şef olarak bugünün starını Esra olarak seçti. İnanın kimin eli o gün düzgünse Bahar, bunu bir şekilde buluyor ve topu onunla buluşturuyor.

Ortadan Özlem'in ve Aysu'nun yaptığı erken girişler sayesinde hem Bahar hem de smaçörlerimiz Natalia, Neslihan ve Esra rahatlıyor. Bu kadar blok yaptığımız başka milli maç ben hatırlamıyorum. Pardon ne yapmıyoruz ki demek daha doğru.

Dünya seviyesinde

Salondaki atmosfer, seyirci katılımıyla uzun süre konuşulacak düzeyde ve bir voleybolsever olarak göz yaşartıcıydı.

Bu tür maçlar zordur. Rusya'yı yenmişsin, okyanusu geçmiş, derede boğulabilirsin. Ancak sevgili Deniz Esinduy'un yarattığı bu takım miras bıraktığı Reşat tarafından çok iyi yönetilmesi de bence bir tesadüf değil. Bu takımın mayasının iyi olduğunu hep söyledik.

Ancak birlikte olmakla, zevk almakla ve yaptığın işe olan güveninle olacağını bilmek ve ona göre değerlendirmek gerek. Oynanan voleybolun kalitesi inanın olimpiyat, dünya ve şu anda olduğu gibi Avrupa finalinin takımının oynayacağı seviyede.

Önümüzde gurubun finalinde oynayacağımız Almanya maçı var. Almanlar'da takım oyunu oynayan Grun gibi yetenekli bir smaçörle de hücum sorununu halleden iyi bir libero ve pasöre sahip gerçekten zorlu bir takım.

Ancak bu maçın tek karlı tarafı sahadaki ve televizyonları başındaki seyirciler olacak.
Yazının Devamını Oku

Muhteşem takım

23 Eylül 2003
<B>Bu</B> kadar güzel takım oyunu oynayan bir ekibin başarısız olması mümkün değil. Rusya gibi bir takıma karşı 4 sayı geriye düşüyorsun, rally-point sisteminde kapatması çok zor olan bu farka rağmen, geriden gelip seti ya da maçı kazanıyorsun. Bunu anlatacak en iyi laf; kızlarımız aşmışlar!

Esra görünmez kahraman. Defansta mükemmel. Gerektiğinde üçlü Rus bloklarını yırtacak kadar yürekli. Özlem, ortadan takımını rahatlatan bir görev adamı. Çaprazı Aysun, artık en az rakibi Ticthchenko kadar 2 numaraya yatık toplarda bir marka. Libero Gülden için söylenecek tek söz helal olsun. Dünyanın, hem boy (2.04 m.), hem de isim olarak en büyük oyuncusu Gamova'yı, turnuvanın en kısa oyuncusu (1.58 m.) olarak, yaptığı defanslarla sahadan silen küçük dev kızımızın tarihe geçtiğine inanıyorum. Natalia ise bütün maçlarda hücumdaki güvencemiz. Onun güzel yüzünde açan sevinç çiçeklerini tüm Türkiye zevkle izledi.

Bahar şov yaptı

Böyle muhteşem oynayan bir takımın bir beyni olmalı... Hem soğukkanlı, hem de hırslı oynamalı, kim günündeyse onu bulmalı, hep istenen yere atmalı. Bu vasıflara sahip olmak ayrı, bunu uygulamak ayrı bir şey. Bahar, işte bütün bu vasıflara sahip olduğu gibi, uygulamada da adeta şov yaptı. Takımla ilgili yazımın sonunu günün kahramanı Neslihan'a ayırdım. İlk iki maçta ona pek iş düşmediği için pek ortada gözükmese de, dün beklenen oyununu oynayınca, Ruslara sadece bakmak ve blokta birbirlerini suçlamak kaldı. Bu inançla her maçı kazanacağımıza inanıyoruz. Bu başarılara imza atan kızlarımıza ve emeği geçen herkese candan teşekkürler.
Yazının Devamını Oku

Tek yol finaller

22 Eylül 2003
<B>ŞAKA</B> değil, Avrupa Şampiyonası'nda mücadele ediyoruz ve gerek takımın, gerekse seyredenlerin havasını görseniz, sanki buralarda yıllardır zaten varmışız ve de çeşitli dereceler almışız gibi. Ancak şunu söyleyeyim ki, haklılar. Mütevazılığın anlamı yok. Şu ana kadar öbür grup dahil, bizim kadar güzel takım oyunu oynayan ekip yok. Biraz Polonya, biraz Almanya, belki Hollanda. Ancak bu tip turnuva maçlarında önemli olan; bu form grafiğini uzun soluklu devam ettirmek. Şu anda kötü oynayan Rusya'nın, finaller yaklaştıkça daha iyi olacağını ve de İtalya'nın eğer grupta kazaya uğramazsa gittikçe daha iyi olacağını tahmin ediyorum.

Bu maçta iki tane konu dikkatimi çekti. Birincisi, en büyük korkumuz olan manşetlerin aksadığı an ne yapacağımızdı. Sırbistan&Karadağ, bizi yenmenin ancak çok iyi servis atmakla olabileceğini düşünerek çok iyi servis atınca, manşetimiz aksadı. Ancak görüldü ki, Natalia, Neslihan ve gerektiğinde de Esra, bu tip durumlarda da hücum ederken zorluk yaşamıyorlar. Bu çok rahatlatıcı. İkinci konu ise bir maçta özellikle Natalia ve Neslihan'la bu kadar çok plaseden sayı alabileceğimizi ve de benim buna sevineceğimi hiç düşünmezdim. Bu plaselerin güzel tarafı, zamanında ve görerek atılmış olmalarıydı. Galibiyet serisine, hem de net skorlarla devam ediyoruz. Ancak daha yolun başındayız. Böyle devam edecek ve finallere adını yazacak kadroya sahibiz. Yalnız smaç-servislerde manşet karşılarken üçüncü bir kişiyi de devreye sokmakta yarar var. Aysun, Bahar'la çok iyi anlaşmaya başlamış. Bahar ise gerçekten altın dönemini yaşıyor. Zaten bu kadar net skorların altında her zaman iyi pas organizasyonları vardır. Bizler havaya girdik. Zaten inanıyorduk. Artık sadece inanmıyor, başka yolu yok, tek yol finaller diyoruz.
Yazının Devamını Oku

Kahraman Gülden

21 Eylül 2003
<B>AVRUPA </B>Şampiyonası'na böyle bir başlangıç yapmak, en iyimserimizin bile hayalinde yokken, bu kadar kendinden emin, ne yaptığını bilen, yardımlaşması maksimum düzeyde bir Milli Takım, pardon Türk Milli Takımı bugüne kadar seyretmedim. Bizler, maç öncesi yorumlarımızda, ‘‘Servis karşılamada sorunlar olabilir. İlk defa böylesi bir ortama çıkan liberomuz Gülden'in nasıl bir performans göstereceği soru işareti’’ demiştik. Önce Gülden'den özür diliyor, ardından kendisini maçın kahramanı ilan ediyorum. Uzun zamandır böyle bir liberonun özlemini çekiyorduk.

Oynadı ve oynattı

Maçın diğer önemli ismi de Bahar'dı. Bahar'ı çok uzun zamandır bu kadar iyi ve akıllı top dağıtırken görmemiştim. Muhteşem oynadı ve oynattı. İki smaçörümüz Natalia ve Esra, gerek manşette, gerek defansta, gerekse hücumda bu kadar iyi oynarlarsa, geçemeyeceğimiz takım yok, diyorum.

Sakın yanlış anlamayın, bütün takım çok iyi oynadı. Kritik anlarda Neslihan, ortadan Aysun'la sonuca giderken, Kaptan Özlem, maçın kaderini belirleyen üçüncü setin koparılmasında, servisleriyle başrol oynadı.

Kenar yönetim, gerek aldığı molalar, gerekse sakin tavırlarıyla olumlu havayı devam ettirdi. Yukarıdan onları izleyen hocaları Deniz Esinduy'u herhalde hiçbir şey, yarattığı bu takımın böyle güzel oyunu kadar mutlu etmezdi... Ellerinize sağlık.
Yazının Devamını Oku

Muhteşem final

1 Eylül 2003
<B>2003</B> Beach Volley Avrupa Şampiyonası, erkeklerin muhteşem finaliyle noktalandı. 1991 yılından beri düzenlenen turnuvaların en kalitelilerinden birini gerçekleştiren Allsports, Alanya Belediyesi, CEV ve katılımcı bütün sponsorlara teşekkür ederiz. Turnuvanın üçüncülüğünü, İsviçre'den Sascha Heyer-Markus Egger, Rus Arkaev-Barsouk ikilisini yenerek elde etti. En önemli favori Alman Marcus Dieckmann-Jonas Recerkman çiftini, önce grupta, ardından finalde dize getirmeyi başaran Avusturyalı Nikolas Berger-Clemens Doppler ikilisi, şampiyon olmayı fazlasıyla haketti.

Görünen o ki, CEV'de oynayan Avrupalı beach volleyciler, FIVB'in Brezilyalı ve ABD'li oyuncularını yakalamış durumda. Federasyonların, milli takımlarını hem ekonomik hem de lojistik anlamda destekledikleri görüldü. Bizde de bir şeyler yapılması isteniyorsa federasyonun ciddi desteği olmalı.
Yazının Devamını Oku