GeriSeyahat Yunanistan’a bisikletle ziyaret
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Yunanistan’a bisikletle ziyaret

Yunanistan’a bisikletle ziyaret

Uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi, Yunanistan’ı günübirlik bisikletle ziyaret etmek. Edirne'den Orestiada'ya… Gidiş dönüş sadece 60 km! Sınırdan sıra beklemeden geçmek, yol boyu güzel anılar, farklı düşünceler, komşuda güzel bir yemek… Sonunda yola koyuldum ve yaşadıklarıma inanamayacaksınız.

Sabah kalktık ve heyecanlıydık. Uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi daha gerçekleştirecek olmanın heyecanı vardı. İstanbul’dan yola çıktık ve 2.5 saat sonunda Edirne'ye ulaştık. Peki şimdi arabayı nereye park edeceğiz? Üç seçenek bulunuyor.

Yunanistan’a bisikletle ziyaret


1- Pazarkule sınır kapısının hemen oraya sağlı sollu park edebilirsiniz. (İnsanlar genelde buraya bırakıp yürüyerek geçtiği için gittiğinizde araç kalabalığını göreceksiniz)

2- 3 km uzaklıktaki Karaağaç Köyüne park edip burada kahvaltı edip bisiklet sürmeye başlayabilirsiniz. Türkiye’nin Meriç’in öte yakasındaki tek toprağı olan Karaağaç maalesef epey bakımsız ve Türkiye'ye girer girmez böyle bir manzara ile karşılaşmak oldukça üzücü.

3- 7 km uzaklıktaki Edirne merkeze park edip tarihi köprüler üzerinden Tunca ve Meriç nehirlerini geçerek Karaağaç'a ulaşabilir ve oradan da Pazarkule sınır kapısına gidebilirsiniz.

Yunanistan’a bisikletle ziyaret


Biz ise Karaağaç'a park etmeyi tercih ettik ve kısa bir süre içerisinde Pazarkule sınır kapısına ulaştık. Önümüzde dört-beş araç vardı. Ancak yayaların ve bisikletlilerin önceliği olduğu için arabaları durdurup bizi aldılar ve biraz memurlarla bisiklet ve gopro çekimleri üzerine sohbet ettikten sonra Türk sınırından hemen geçtik. Harç pulunu buradaki memurlardan 15 TL. karşılığında alabiliyorsunuz.Yunan askerlerini "Kalimera" diye selamladıktan sonra 800 metre yürüyüp Yunan sınırına ulaştık. Burada hemen geçemedim çünkü pasaportumda çok fazla giriş çıkış olduğu için memur bir beyaz kağıt alıp giriş çıkış tarihlerimi yazarak hâlâ girmeye hakkım var mı onu hesapladı… Vizenizin üstünde mesela 90 gün içerisinde 30 gün kalma hakkınız olduğu yazıyor, 30 günü doldurup doldurmadığınızı hesaplıyorlar.

Yunanistan’a bisikletle ziyaret


Pazarkule sınır kapısından geçer geçmez sizi Kastanies (Kestanelik) karşılıyor. Taverna, bakkal, kafe tabelaları genelde Türkçe... İnsanların da çoğu az çok Türkçe biliyor. Gündüz sokaklarda in cin top oynuyor çünkü bu kasabanın yaş ortalaması yüksek. Ancak akşam herkes sokaklarda hep birlikte oturuyor.

Sınırdan geçtikten sonra sağa dönerseniz Arda Nehri ile karşılaşıyorsunuz. Her yıl temmuz ayında beş  gün düzenlenen Ardas Müzik Festivali burada yapılıyor. (Günlük bilet 40 TL) Seneye için şimdiden not ettik. Bisikletle Kastanies’e, müzik festivali ve kamp. Normal zamanlarda ise nehir kenarındaki kafede manzaraya karşı frappenizi yudumlayabilirsiniz. Ve Kastanies'ten Orestiada'ya doğru yola çıkıyoruz! Sınırdan Orestiada 20 km. Dümdüz bir otoyol, yolda görmeyi gerektirecek gerçekten hiçbir şey yok. Neyse ki, karşı taraftan bisikletliler geliyor da arada selamlaşıp yolumuza renk katıyoruz. Yol boyunca bir şeyler alabileceğiniz bir yer de yok, bu yüzden suyunuzu önceden alın. Ancak yol çok rahat çünkü iki tarafında da emniyet şeritleri oldukça geniş, rahat bir şekilde gidebiliyorsunuz.

Yunanistan’a bisikletle ziyaret

Orestiada'ya varıyoruz. Bizi geniş bir meydan karşılıyor. Sokaklar yine cumartesi öğlen olması nedeniyle nispeten boş. Ancak burası öğrenci nüfusunun çok olması ile de bilindiği için biz de sokaklarda genç insanlar görüyoruz sonunda. Orestiada'da bir sürü 22 plakalı araç görüyoruz, Edirnelilerin zaten yemek yemek için sık sık buraya geldiğini duymuştuk. Orestiada'da tüm kasabada internet ücretsiz. Meydandaki bir kafede soğuk bir şeyler içip soluklandıktan sonra ise artık yemek yemeye gidiyoruz. Wifi olduğu için tabii rahatça adresini de buluyoruz ve istikamet Ta Moumouria! Benim gibi yemek yemeyi sevmeyen bir insan bile burada yemek yerken ne kadar keyif aldı anlatamam…

Yunanistan’a bisikletle ziyaret


Menüyü alır almaz "Misafirimiz olarak geliyorsunuz, dostumuz olarak dönüyorsunuz" sloganı kalbimizi fethediyor. Bir de bütün mezelerinin tadına varabilmemiz için yarım porsiyon servis ediyor da olmaları bizi mutlu ediyor. Porsiyonlar büyük, çok sipariş ederseniz de sizi uyarıyorlar. Garsonların çoğu Türkçe biliyor. Fiyatlar da oldukça uygun 10-15 Euro’ya (40-50 TL) balığınızı, mezenizi, içeceğinizi alabiliyorsunuz. Buranın bir ilginç özelliği ise her gün 20.00'dan önce ne içtiyseniz ikincisini ikram olarak veriyorlar. Bunun dışında sundukları diğer ikramlar da cabası… Kahve, çay, tatlı, meyve, dondurma ve vişne likörü… Arka fonda da Yunan müzikleri daha ne olsun!

Tıka basa doyduktan sonra tekrardan yola koyuluyoruz ve dönüşte daha az yokuş olduğu için çok daha hızlı geliyoruz. Gün batımı ve yol şarkıları eşliğinde tekrardan sınıra varıyoruz. Bu sefer sınırda hiç araba yok, hemen geçiyoruz. Bizimle birlikte yaya geçen insanları da görüyoruz, hele bir tanesi almış bavulunu gidiyordu, kim bilir içinde ne hikayeler vardı… Çıktıktan sonra sizi ufak da olsa bir Duty Free karşılıyor. Burada aldığımız siparişleri tamamlayıp arabaya doğru ilerliyoruz.

Yunanistan’a bisikletle ziyaret

Çizimleri için Türkan Oya Ekmekci’ye teşekkürler.

Yapılacak listesinden bir şeyi daha yapmanın mutluluğu ile dönerken kafamdan bir sürü şey geçiyor. Daha önce genelde uçakla seyahat ettiğim için bu sefer sınırı yaya veya bisikletle geçmek bende farklı duygular uyandırıyor. Pasaport, vize, evraklar, sorular, sınır geçişleri, vizemde süre var mı kontrol etmeleri o kadar anlamsız geliyor ki… Sınırın ötesine geçiyorsunuz orada oturanlar sizinle Türkçe konuşuyor. Hoş geldiniz, merhaba, iyi akşamlar… Yeme-içme veya birçok diğer şeyimiz ortakken arada böyle bir sınır olması gerçekten düşündürüyor. Din, dil, ulus ayrımcılığı olmayan yeni bir dünya hayal ediyorum ve sonra da  ohn Lennon'un Imagine şarkısını mırıldanmaya başlıyorum.

Imagine there's no countries, it isn't hard to do (Hiç ülke olmadığını hayal et, bunu yapmak zor değil)
Nothing to kill or die for and no religion too
(Öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok  ve din de yok)
Imagine all the people, living life in peace
(Hayal et bütün insanların hayatı barış içinde yaşadığını)

 

Benim için oldukça keyifli geçen bu yolculuk sonrasında bir daha buraya gelmek için söz vererek İstanbul'a dönüyorum. Bu deneyimi herkesin yaşamasını tavsiye ederim. Hafta sonu bir veya iki gün için atlayıp gidebilirsiniz. Haydi o zaman havalar soğumadan önümüzdeki hafta yola çıkanları görelim?

En sonunda ise Ataol Behramoğlu'nun ‘Karşılıklar’ şiirinde yazdığı bir dizesi geliyor aklıma…

"Tüm okyanuslarda yüzmek isterdim
Kahrolası sınırlar olmasa"
 

Sahi öyle değil mi?

Fotoğraflar: Ezgi Demiralp, Alamy, Zate, Panoramio

False