Doç. Dr. Gülay Ergin Okay

Delta varyantı ve aşıların etkinliği

29 Eylül 2021
Virüsler, çoğalmaları sırasında meydana gelen mutasyonlar sonucunda sürekli değişirler. Bazen bu değişikler sonucunda yeni varyantlar meydana gelir. COVID-19 pandemisinin başından beri alfa, beta, gama ve delta gibi birkaç önemli SARS-COV2 varyantı meydana geldi. Delta varyantı ilk defa Hindistan’da tespit edilmiş ve hızlıca tüm dünyada baskın varyant haline gelmiştir. Sağlık Bakanlığı ülkemizde de delta varyantı oranının %90’ı geçtiğini bildirmiştir. Delta varyantı ile ilgili olarak çok ağır hastalığa neden olduğu ve aşıların etki etmediği ile ilgili endişeler gündeme gelmiştir.

Delta varyantının diğer varyantlardan farkı ile ilgili veriler birikmeye başladıkça bilgilerimiz giderek artmaktadır. Yeni bazı çalışmalar delta varyantının önceki varyantlardan iki kattan daha fazla bulaşıcı olduğunu göstermiştir. Bazı veriler, delta varyantının aşılanmamış kişilerde önceki varyantlara göre daha ciddi hastalığa neden olabileceğini düşündürmektedir. Kanada ve İskoçya'dan yapılan iki farklı çalışmada, delta varyantı ile enfekte olan hastaların hastaneye yatırılma olasılığının alfa varyantı veya COVID-19’un orijinal virüsü ile enfekte olan hastalara göre bir miktar daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, COVID-19 nedeniyle hastaneye yatırılanların ve meydana gelen ölümlerin büyük çoğunluğunun aşılanmamış kişilerden oluştuğu da belirtilmiştir.

COVID-19 aşısı olmamış kişiler pandemi açısından en büyük endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu kişiler bulaş ve enfeksiyon gelişme riskinin ve dolayısıyla virüsü bulaştırma olasılığının çok daha yüksek olduğu kişilerdir. Ülkemizde uygulanan mRNA ve inaktif COVID-19 aşıları ile tam olarak aşılanmış kişilerde COVID-19'a yakalanma risklerinin yüksek oranda düştüğü ve delta varyantına karşı da benzer oranlarda koruduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür. İngiltere’de COVID-19 aşılarının etkinliğinin değerlendirildiği bir çalışmada iki doz mRNA aşısının alfa varyantı ile karşılaştırıldığında delta varyantına karşı korumada büyük bir farklılık olmadığı ve etkinliğin %90’lar düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Çin’de yapılan yeni yayınlanan başka bir çalışmada da inaktif COVID-19 aşısının delta varyantına karşı diğer varyantlara benzer oranda korunma sağladığı tespit edilmiştir.

Aşılar delta varyantı da dahil, ciddi hastalık ve ölümlerin önlenmesinde oldukça etkilidir. Hiçbir aşının etkinliği %100 olmadığı için bazı tam aşılı kişilerde enfekte olabilmektedir. Ancak delta varyantı ile semptomatik enfeksiyon gelişen tam aşılı kişilerin aşısız olanlara göre bulaştırıcılık süresinin çok daha kısa olduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür. Toplumdaki aşılama oranının artması, virüsün yayılmasını azaltacak ve yeni varyantların ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı olacaktır. Bu nedenle aşılama oranlarının yükselmesi pandeminin sınırlanması açısından çok önemlidir.

Delta varyantının özellikleri, aşıların etkinliği ile ilgili bilgilerimiz göz önüne alındığında, bu varyantın bulaşmasını azaltmak için aşılamanın yanında maske takmak da dahil tüm korunma önlemlerinin uygulanması önemlidir. Özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda maske takılması büyük önem arz etmektedir.

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşılaması ve aşı tereddütü

7 Ağustos 2021
Aşılama, koruyucu hekimlik uygulamalarından biridir ve bulaşıcı hastalıklarının önlenmesinde önemli role sahiptir. Dünya çapında uygulanan aşılama programları sayesinde her yıl 2-3 milyon bulaşıcı hastalıklara bağlı muhtemel ölüm engellenmektedir.

Aşılama programları sayesinde çiçek hastalığı tüm dünyada eradike edilmiş, çocuk felci hastalığı ise sadece birkaç ülke ile sınırlı görülmektedir ve eradikasyon aşamasına yaklaşılmıştır. Çocuklarda kızamığa bağlı mortalite ve morbidite oranları ciddi oranda düşmüştür.  

İçinde bulunduğumuz Covid-19 salgını ile mücadelede de en önemli silahımız aşıdır. Pandeminin daha kısa sürede sona erebilmesi için toplumun önemli bir kısmının aşılanması gerekir. Ancak tüm dünyada ve ülkemizde de aşı ile ilgili tereddütlerin olduğu görülmekte ve aşılanma hızı aşıların tedarikinden sonra da istenilen düzeye ulaşmamıştır. Aşı tereddütü veya aşı kararsızlığı, DSÖ tarafından ‘yeterli aşılama hizmeti olmasına rağmen aşılanmanın gecikmesi veya reddedilmesi’ olarak tanımlamıştır. Aşı karşıtlığı söylemlerine sahip kişiler, aşıların birçok zararı olduğunu, hastalığı geçirerek de bağışıklık oluşabileceği gibi görüşleri dile getirmektedirler. Aşı ile ilgili tereddütleri olan kişiler de bu söylemlerden etkilenmektedir.  

Ülkemizde Covid-19 aşılarının yaygın bir şekilde uygulanması sonrasında hastanelerde izlenen Covid-19 hastalarının büyük çoğunluğunun aşısız bireylerden oluştuğu görülmektedir. Yoğun bakım ünitelerinde aşılanmayanların oranı çok daha yüksektir. Bu gözlemler aşılanmanın önemini ortaya koymaktadır. Halihazırda Covid-19 aşısını yaptırmamış tüm vatandaşların bir an önce aşılanması, hem kendilerini ve çevresini korumak hem de pandeminin sona ermesi için çok önemlidir.  

Yazının Devamını Oku

Gebelik ve aşılar

12 Haziran 2021
Gebelerin aşılanmasının temel olarak iki hedefi vardır. Birincisi anne ve fetüsün enfeksiyonların komplikasyonlarından korunmasını sağlamaktır. İkincisi yeni doğanın aşı ile önlenebilir enfeksiyonlara karşı pasif olarak korunmasını sağlamaktır. Aslında ideal olan kadınların gebe kalmadan önce erişkin aşılama programına uygun olarak aşılanmasıdır. Ancak bazı durumlar için gebelik sırasında da aşılama gereklidir.

Gebelik döneminde canlı viral aşılar dışındaki tüm inaktif aşıların uygulanması ile ilgili gösterilmiş bir risk yoktur. Canlı viral aşılar ise gebe ve fetüste muhtemel enfeksiyon ve komplikasyon riski nedeni ile gebelik döneminde uygulanmaz.

Gebelik öncesi aşılama

Gebelik sırasında geçirilirse gebe ve bebek için ciddi komplikasyon riski olan gebelik öncesi aşılama ile önlenebilir. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınların gebe kalmadan önce kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve suçiçeğine karşı bağışıklığının olup olmadığı kontrol edilmeli ve bağışıklığı yoksa aşılama yapılmalıdır. Canlı virüs aşıları oldukları için bu aşılar gebelikte uygulanamamaktadır ve bu aşıların uygulanmasından en az 1 ay sonrasına kadar gebelikten kaçınılmalıdır.

Gebelik döneminde yapılması gereken aşılar

1.Tetanoz, difteri ve boğmaca aşıları: Rutin olarak yapılması gereken aşılardır. Daha önce 3 doz aşılaması yapılmış bir gebede gebeliğin son trimestırında, özellikle 28-32 haftalar arasında bir doz tetanoz, difteri ve boğmaca karma aşısı (Tdap) yapılmalıdır. Bu sayede hem annenin hem de yenidoğanın korunması sağlanmış olur. 12 aydan küçük bir bebekle yakın teması olması beklenen ve daha önce Tdap uygulanmamış aile üyeleri ve çocuk bakıcılarının da Tdap yapılması önerilir. Çünkü 3 aylıktan küçük bebeklerde boğmacanın ciddi komplikasyon riski çok yüksektir ve boğmaca bebeklere %50’den fazla oranda anneleri ve aile üyelerinden bulaşmaktadır.

2.Grip aşısı: Grip, gebelik ve doğum sonrası dönemde kadınlarda ciddi komplikasyonlara neden olabilecek bir hastalıktır. Bu nedenle gebe olan veya influenza mevsiminde gebe olabilecek tüm kadınlar, gebelik evresine bakılmaksızın, influenza mevsimi öncesi grip aşısını yaptırmalıdır. Gebelik sırasında inaktif grip aşısının güvenliğini değerlendiren birçok çalışmada, gebe ve bebekle ilgili olumsuz sonuç riskinde artış gösterilmemiştir.

Gebelerde Covid-19 aşılarının uygulanması ile ilgili elimizde kanıta dayalı veriler yoktur. Amerika Birleşik Devletleri’nde toplum aşılamaları sırasında m-RNA aşılarının uygulandığı yaklaşık yüz bin gebede olumsuz sonuçların oranında artış tespit edilmediği belirtilmiştir.

Gebelere Covid-19 aşılarının uygulanması ile ilgili öneride bulunabilmek için gebelerde yapılmış çalışmaların sonuçlarını beklemek gerekir.

Yazının Devamını Oku

Sinovac ve Biontech aşılarının özellikleri, benzerlik ve farklılıkları

1 Mayıs 2021
Ülkemizde güncel durumda Covid-19’a yönelik olarak Sinovac ve Biontech aşıları uygulanmaktadır. Aşı sırası gelen vatandaşlarımıza hangi aşıyı olmak istedikleri ile ilgili tercihleri sorulmaktadır. Bu nedenle aşı olacak kişilerden ‘Hangi aşıyı olmamızı tavsiye edersiniz?’ şeklinde sıkça sorular gelmektedir.

Sinovac ve Biontech aşılarının özellikleri, benzerlik ve fafklılıklarından bahsedelim.

1.BioNTech aşısı

SARS-CoV-2'nin spike glikoproteini kodlayan, lipid nanopartikülle formüle edilmiş bir mRNA aşısıdır. Omuz bölgesine kas içine 21 gün ara ile iki doz şeklinde uygulanır. Aşı 6 dozluk flakonlarda bulunmaktadır ve -70 derecede saklanması gerekmektedir. Bu aşı 16 yaş ve üstü yaş grubuna uygulanabilmektedir.

Yan etkiler

Biontech aşısı sonrası yan etkiler çoğunlukla hafif-orta şiddette görülmektedir. Muhtemel yan etkiler; enjeksiyon bölgesinde ağrı, şişlik ve kızarıklık gibi lokal etkiler ile halsizlik, baş ve kas ağrısı, ateş, titreme ve bulantı gibi sistemik yan etkilerdir. Bu yan etkiler genellikle aşı yapıldıktan sonraki bir veya iki gün içinde başlar ve birkaç gün içinde ortadan kalkar. Yan etkiler, günlük aktiviteleri nadiren etkileyebilir. Sistemik yan etkiler genellikle aşının ikinci dozundan sonra daha yaygın olarak görülmektedir.

Etkinlik

Klinik çalışmalardan elde edilen kanıtlara göre, Biontech aşısı, Covid-19 hastalığını önlemede % 95’ler düzeyinde etkili görünmektedir. Kronik bir hastalığı olanlarda da etkinlik %92’lerdedir.

2.Sinovac aşısı

Yazının Devamını Oku

COVID-19 aşısı olmanın faydaları

15 Mart 2021
Toplumda bazı kişilerin mevcut COVID-19 aşıları ile aşı olmaktan endişe duyduğunu biliyoruz. Uygulamaya konulan aşılar için güvenlik en önemli öncelik olduğu sağlık otoriteleri tarafından bildirilmiştir. Yeni geliştirilen COVID-19 aşılarının güvenlik için gerekli prosedürlerin uygulanması sonrası kullanım onayı aldığını bilmeliyiz.

Aşağıda, COVID-19 aşı uygulamasının faydaları özetlenmiştir:

COVID-19 aşısı, COVID-19 bulaşının engellenmesine yardımcı olur

Geliştirilmekte olan tüm COVID-19 aşıları, klinik çalışmalarda dikkatlice değerlendirilmektedir ve yalnızca COVID-19 hastalığını geçirme olasılığını önemli ölçüde düşürdükleri takdirde onaylanmaktadır.

Diğer aşılarla ilgili tecrübeler ve mevcut aşıların klinik çalışmalarından elde edilen veriler COVID-19 aşısı olanların hastalığı geçirseler bile hastalığın ciddi seyretmeyeceğini desteklemektedir. Bu konu ile ilgili çalışmalar davam etmektedir.

Ayrıca aşı olmanız çevrenizdeki insanları, özellikle de COVID-19 nedeniyle ciddi hastalık riski yüksek olan kişilerin korunmasını da sağlayacaktır.

COVID-19 aşısı, Covid-19 hastalığından korunmada daha güvenli bir yoludur

COVID-19 hastalığı ciddi, yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilen bir hastalıktır. COVID-19 hastalığının kimde ağır kimde daha hafif seyredeceğini bilmenin bir yolu yoktur. Ayrıca hastalanan kişiler, hastalığı arkadaşlarına, ailesine ve çevresindeki diğer kişilere bulaştırabilirler.

COVID-19 aşıları da dahil olmak üzere herhangi bir aşının kullanım onayı alabilmesi için klinik çalışmalarda bunların güvenli ve etkili olduğu gösterilmelidir. Ayrıca acil kullanım onayı verilebilmesi için aşının bilinen ve potansiyel faydalarının, risklerinden daha ağır basması gerekir.

Yazının Devamını Oku

Covid-19 hastalığını geçirenler aşı olmalı mı?

14 Şubat 2021
COVID-19 hastalığını geçirenlerin yeniden enfeksiyona karşı ne kadar süre korunacağı net değildir. Enfeksiyonu geçirenlerde oluşan ‘doğal bağışıklık’ kişiden kişiye değişir. Mevcut bilgilerimiz COVID-19 geçirenlerin 3 ay içinde yeniden enfekte olma ihtimalininin çok düşük olduğu şeklindedir. Bazı veriler bu sürenin 6-7 aya kadar uzadığını göstermektedir. Bu nedenle hastalığı geçirenlerde aşılama bir süre ertelenebilir.

COVID-19 hastalığının tedavisinde monoklonal antikor veya plazma tedavisi alanlarda aşılamanın 3 ay ertelenmesi gerekir. Aşılama sonrası korunmanın ne kadar süre devam edeceği konusunda da henüz elimizde yeterli veri mevcut değildir. Hem doğal bağışıklık hem de aşı ile oluşan bağışıklık ile ilgili bilgilerin artırılması için çalışmalar devam etmektedir.

İki doz aşılama sonrası korunma önlemlerini almaya devam etmek gerekir mi?

Aşı uygulandıktan sonra hastalığa karşı koruyuculuğun gelişmesi genellikle birkaç haftayı bulabilir. Ayrıca herkeste aynı düzeyde koruyuculuk gelişmeyebilir. COVID-19 aşısı ile korunmanın ne zaman başlayacağı ve hangi oranda koruyacağı konusunda elimizde yeterli veri olmadığı için maske, mesafe, temizlik kurallarına uymaya devam etmek gerekir. Aşılamanın koruyuculuğu ile ilgili yeni veriler toplandıkça bu konuda yeni öneriler sunulacaktır.

Sürü bağışıklığı için toplumun ne kadarının aşılanması gerekir?

Sürü bağışıklığı, bir toplumda hastalığın bulaşının engellenmesi için yeterli sayıda hastalığı geçirmiş veya aşılanmış kişinin olmasıdır. Sürü bağışıklığı, hastalığın insandan insana yayılmasını zorlaştırır. Sürü bağışıklığını sağlamak için korunmaya ihtiyaç duyan kişilerin yüzdesi hastalığa göre değişir. COVID-19'a karşı sürü bağışıklığı elde etmek için insanların yüzde kaçının aşılanması gerektiği henüz tam olarak bilinmiyor.

Covid-19 aşısı sonrası ne gibi yan etkiler gelişebilir?

Bugüne kadar yürütülen klinik çalışmalar ve uygulanan aşılamalarda ciddi yan etkiler görülmemiştir. Sıklıkla karşılaşılan yan etkiler ve yapılması gerekenler:

-Aşı uygulandıktan sonra aşı uygulanan bölgede şişlik/kızarıklık/ağrı gelişebilir. Bu durumda bu bölgeye soğuk uygulama yapılabilir, parasetamol içeren ağrı kesiciler kullanılabilir. Soğuk uygulama doğrudan buz ile değil de soğuk su ile ıslatılmış havlu ile yapılmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Virüslerde mutasyon ne anlama geliyor?

15 Ocak 2021
Virüslerin çoğalması sırasında, bazen DNA veya RNA’larında nükleik asit düzeyinde değişimler meydana gelir. Bu değişikliklere "mutasyonlar" denir. Bir veya birkaç yeni mutasyona sahip bir virüs, orijinal virüsün "varyantı" olarak adlandırılır. Bazen bu yeni varyantlar ortaya çıktıktan sonra kaybolur, bazıları da devam eder.

Bir virüs ne kadar çok dolaşır ve çoğalırsa o kadar çok mutasyon oluşarak virüste değişikliğe neden olur. Bu değişiklikler bazen, orijinal virüse kıyasla ortamına daha iyi adapte olan bir virüs varyantına neden olabilir. Bazı mutasyonlar ise virüslerin bir takım özelliklerinde değişime neden olabilir. Örneğin, daha kolay yayılabilir veya daha şiddetli hastalığa neden olabilir hale gelebilirler.

Bazı virüsler hızlı, bazıları ise daha yavaş değişir. COVID-19'a neden olan virüs olan SARS-CoV-2, HIV veya influenza virüslerine göre daha yavaş değişme eğilimindedir. Bu, kısmen virüsün kendi kopyalarını çıkardığı zaman "hataları" düzeltebilen "yeniden okuma mekanizması" ile açıklanabilir.

SARS-CoV-2’de görülen mutasyonlardan endişelenmeli miyiz?

SARS-CoV-2 dahil tüm virüslerin zaman içerisinde değişimi beklenen bir durumdur. Ancak önemli sonuçlar doğurabilecek değişimler açısından bu virüsler yakından izlenmektedir. Şu ana kadar bu virüsün yüzlerce varyasyonu dünya çapında tanımlandı.

Virüste meydana gelen mutasyonların virüsün özelliklerinde bazen hiçbir etkisi olmayabilir ya da çok az etkisi vardır. Mutasyonların virüsün genetik materyalinde nerede bulunduğuna bağlı olarak, virüsün bulaşma veya klinik şiddeti (daha ciddi hastalığa neden olabilir) gibi bir takım özelliklerini değiştirebilirler. İngiltere’de ortaya çıkan varyant diğer varyantlara göre daha kolay ve hızlı yayılıyor gibi görünüyor. Bu varyant ilk olarak Eylül 2020'de tespit edildi ve şu anda Londra ve güneydoğu İngiltere'de oldukça yaygın olarak görülmektedir. O zamandan beri dünyanın birçok ülkesinde de tespit edildi. Güney Afrika'da, İngiltere'de tespit edilen varyanttan bağımsız olarak başka bir varyant daha ortaya çıktı. İlk olarak Ekim ayı başında tespit edilen bu varyantın bazı mutasyonlarının İngiltere’de tespit edilen varyantla ortak olduğu görüldü. Bu varyant da daha kolay ve hızlı yayılıyor gibi görünüyor.

Şu ana kadar SARS-CoV-2 varyantlarının daha şiddetli hastalığa veya artmış ölüm riskine neden olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur.

SARS-CoV-2 ile ilgili hangi konular takip edilmektedir?

Bu yeni varyantların ne kadar yaygınlaştığı, daha faklı bir hastalığa neden olup olmadığı, aşıların etkinliğinde değişikliğe neden olup olmadığı ve mevcut testlerle tespit edilip edilemediği gibi konular bilim insanları tarafından izlenmektedir.

Yazının Devamını Oku

A’dan Z’ye COVID-19 aşıları hakkında merak edilenler

31 Aralık 2020
Aralık 2019’dan bu yana devam eden COVID-19 salgını, hala her gün çok sayıda insanın ölümüne neden olmaktadır. Salgının başından bugüne kadar seksen milyonun üzerinde insan enfekte oldu ve bir buçuk milyonun üzerinde insan hayatını kaybetti.

Yayılımın önlenmesi ve durdurulması ile ilgili birçok korunma önlemi uygulanmaktadır. Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın en önemli yolu olan  aşılama ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve partnerleri en baştan beri çalışmalarını sürdürmektedir. Şu anda 50'den fazla COVID-19 aşı adayının klinik çalışmaları devam ediyor. Bu aşılardan birkaç tanesinin klinik çalışmaları tamamlanmış ve uygulanabilecek noktaya gelmiştir. COVID-19 aşılarının yapılmasına başlanana kadar bulaşmayı azaltmak için temel halk sağlığı önlemlerine (maske, mesafe, hijyen) devam edilmesi gerekir.    

Aşılar, hedefledikleri virüs ve bakterileri tanımak ve onlarla savaşmak için vücudun bağışıklık sistemini eğitir ve hazırlar. Vücut daha sonra hastalığa neden olan bu mikroplara maruz kalırsa, onları hemen yok etmeye ve hastalıkları önlemeye hazırdır. Halihazırda tüm dünyada yapılmakta olan aşılar (kızamık, tetanoz gibi) her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtarmaktadır.

Geliştirilen COVID-19 aşılarının türleri nelerdir?

Halihazırda geliştirilmekte olan COVID-19 aşılarının türleri:

COVID-19 aşıları nasıl çalışır?

COVID-19 aşıları vücudumuzun COVID-19'a neden olan virüse karşı bağışıklık geliştirmesine yardımcı olur. Farklı aşı türleri, koruma sağlamak için farklı şekillerde çalışır, ancak tüm aşı türlerinde vücuda, gelecekte bu virüsle nasıl savaşılacağını hatırlayacak "bellek" T lenfositleri ve B lenfositleri sağlanır. Aşılamadan sonra T lenfositleri ve B lenfositleri çoğalması birkaç hafta sürer. Bu nedenle, bir kişi aşılamadan hemen sonra COVID-19 virüsü ile enfekte olursa aşının koruma sağlamak için yeterli zamanı olmadığı için hastalanması mümkündür. Bazen aşılamadan sonra bağışıklık oluşturma sürecinde ateş gibi semptomlar olabilir. Bu semptomlar normaldir ve vücudun bağışıklık kazandığının bir işaretidir.

Neden aşılanmalıyız?

COVID-19 aşıları uzun vadeli koruma sağlayacak mı?

Yazının Devamını Oku