Tümer Metin

Triptonic

1 Nisan 2014
HAFTAYA iki takipçisinin puan kayıplarıyla daha da rahat başladı Fenerbahçe.

Hem bu avantajı hem de haftaya oynanacak derbiyi aklının bir köşesinde tutarak, bir an önce skoru elde etmek için uzun zamandır görmediğim bir baskıyla oynadı ilk 15 dakika.
Bursaspor’un bu baskıyı kaldıramayacağı belliydi. Fenerbahçe’nin forvetlerinin yapamadığını Sestak ve Frey anlaşmazlığı yaptı ve dakika 17’de Kuyt affetmedi!
Gole kadar Fenerbahçe, oynadığı baskın oyunuyla inanılmaz istatistiklere ulaştı.
5’i isabetli 8 şut, 4 korner, 76’sı isabetli 95 pas, 9 top çalma, 14 atak girişimi…
Yanlış anlaşılmasın bu rakamlar devre arası ya da maç sonu rakamları değil sadece gole kadar yani ilk 17 dakikanın rakamlarıydı! Eski bir futbolcu olarak benim gözümden 8 net pozisyona girdi Fenerbahçe 17 dakikada… Bu sıcağa kar dayanmaz!

SOW RAHATLATTI

FENERBAHÇE bu… Triptonic araba gibi… Rakibini sollarken iki vites birden küçültüp, turboya alıyor oyunu… Skoru elde ettikten sonra ‘cruise kontrol’ ile dinleniyor... Sonra yeniden turbo… Golden sonra oyunu cruise kontrole alan Fenerbahçe’de kontrollü oyun ikinci yarıda da devam etti. Hatta biraz uzun sürdü.

Yazının Devamını Oku

Sevgili Bilic!

29 Mart 2014
DÜN akşam Bilic maç öncesi değerlendirmesinde, en zor maçlarından birine çıkacaklarını söyledi.

Gerek takımdaki eksikler, gerek güçlü bir takıma karşı deplasmanda oynayacak olmak, maçı Beşiktaş açısından gerçekten de ‘zor’laştırmıştı.
İki oynatmayan takım arasında kilitlenen oyunda, orta saha savaşıyla geçen bir ilk yarı izledik. Kanatları kullanamayan, şut atamayan, pozisyon üretemeyen Beşiktaş’ta dün akşamki kadro tercihi tartışılır. Atiba ve Jones değişmeli kanat oynadılar gibi gözükebilir kağıt üzerinde ama, sadece oynamaya çalıştılar! Beşiktaş’ın kanat oyuncuları Gökhan Töre ve Holosko sakatken kulübedeki tek kanat oyuncusunu neden oynatmadığını sormak lazım sevgili Slaven Bilic’e!
Bilic’in aradığı çözüm çok daha basitti aslında: Olcay’ı sağ tarafa koyup, Uğur Boral’ı Motta’nın önüne koymak! Olmadı Almeida ile başlayıp, Mustafa ile klasik 4-4-2 oynayabilirdin.

OĞUZHAN SAKATLANINCA

NİTEKİM Oğuzhan sakatlanınca bu sisteme döndü Beşiktaş. Döndü dönmesine ama yine kanadının biri kırıktı. Kim atacaktı ortaları, kafa hakimiyeti iyi olan bu iki adama? İlginçtir; bu ülkenin en iyi orta meziyeti olan oyuncusunu hiç düşünmüyor Bilic! Zordur oynamayan oyuncu için beklemek... Sabırla bekler ama eee bu kadar eksik var, kanatlar yok, neden hala ben oynamıyorum diye de sormaz mı? Hele ki Uğur gibi mazisi parlak, tecrübeli bir oyuncu... Sezon sonu elde edilecek başarıda herkesin payının olması, herkesin mutlu olması, olabilmesi için fırsat maçlarıdır bunlar! Bilic dün akşam, hem maçı hem de Uğur’u kazanabilirdi!

Yazının Devamını Oku

Şampiyonluk gibi ikincilik

26 Mart 2014
Endüstriyelleşen futbolda Beşiktaş, rakiplerinin gerisinde kaldı. Kartal için bu sezonki ikincilik bile çok önemli. Çünkü Devler Ligi’ne direkt gidip 8.5 milyon Euro, ligden de 50 milyon dolar kazanacak.

TÜRKİYE’de futbol tarihinin evvel ezel değişmeyen bir gerçeğidir: ‘3 Büyükler’ tabiri... Evet, Türk futbolunda 3 büyük takım vardır. Her sene de şampiyonluk yarışı (istisnalar dışında) bu üç büyük takım arasında geçer. Bu üç büyük camianın ikisinde oynamış ve hem içerideki hem dışarıdaki ortamı çok iyi teneffüs etmiş biriyim. Analiz etsem üç takımı da ‘büyük’ yapan benzer ve bir o kadar da farklı nedenler sayabilirim. Birbirlerinden farklı dinamiklere, kendilerine has tarihsel, kültürel genlere sahipler.
Ancak ortada bir de ‘endüstriyel futbol’ gerçeği var. Endüstriyel futbolun getirdiği gerçekse ‘büyük’ takım olmanın yolunun ‘parasal ve sportif başarı’dan geçtiğidir. Artık günümüzde futbolun kurallarını ve sınırlarını ‘para’ belirliyor. Durum böyle olunca elde edilen başarılara; yönetiminden futbolcusuna, hatta taraftarına kadar gözlerde TL, Euro, dolar işaretleriyle bakar olduk.
Her hafta yorumladığımız çerçevenin içinden biraz dışarı çıkıp futbola bu tarafından bakacak olursak; benim de içinde olduğum çok değerli 100. Yıl şampiyonluğu sonrası yani yaklaşık son 10 yıldır Beşiktaş; hem mali hem de sportif anlamda yaşadığı olumsuzluklar ve istikrarsızlıklarla diğer iki ezeli rakibinin gerisinde kaldı, bir anlamda statü kaybına uğradı demek yanlış olmaz. Bu nedenle en kötü şartlarda Beşiktaş yönetimine talip olup, başa geldikleri günden beri, gerek mali sorunlar, gerek stat projesi, gerek yeni sponsorluklar vs... her alanda canla başla çalışan Fikret Orman ve ekibini ben de canı gönülden destekliyorum. Çok zor bir dönemde çok zor bir göreve talip oldular.

Yeni stat da TAKIMIN cazibesini artıracak

TABİİ ki Beşiktaş’ın da G.Saray’ın da matematiksel ihtimalleri devam ettiği sürece hedefleri şampiyonluktur. Kabul ama Türkiye lig tarihinin en değerli ikinciliğinin olduğu bir senede; hafta itibariyle G.Saray’ın bir puan üstüne çıkıp ikincilik koltuğuna oturan ve son viraja avantajlı girmeyi başaran Beşiktaş için bu sene alınacak ikincilik bile çok önemli! Beşiktaş’ın ligi Fenerbahçe’nin arkasında ikinci bitirmesi durumunda olası senaryoya bakalım:
Kasaya ayakbastı parası olarak yaklaşık 8.5 milyon Euro Şampiyonlar Ligi’ne katılım bedeli girecek. Devamında gruplardaki maçlarda galibiyet ve beraberlik primleriyle bu gelir devam edecek.
İkinci olan takım olarak Süper Lig ve performans geliri yaklaşık 50 milyon dolar gibi bir para gelecek. Bütün bu ek gelirlerle birlikte bir de hiçbir devlet yardımı almadan inşaatı tüm hızıyla devam eden stadın da ağustos ayında tamamlanması durumunda Beşiktaş’ı hem mali hem sportif anlamda başarıya ulaşabileceği günler bekliyor diyebiliriz. Dediğim gibi günümüz endüstriyel futbolunun iki kaçınılmaz gerçeği mali tablo ve sportif başarı için çok önemli bir yol kat etmiş olacak Beşiktaş, bu seneyi ikinci bitirirse! Artık ülkemizde dünya starlarını görmek hayal değil!

İpler Beşiktaş’ın elinde

Yazının Devamını Oku

Kalite farkı

25 Mart 2014
VOLKAN’ın ısınma sırasında sakatlanmasıyla Ersun Hoca kaleyi Mert’e teslim etti.

Fenerbahçe iki iyi kaleciye sahip! Mert kendini bir anda kalede bulmasına rağmen, maçın daha başındaki ilk Antep atağında Mustafa Durak’ın köşeye giden şutunu çelerek kaleye geçtiği anda göreve hazır olduğunu gösterdi.
Maç başında bir diğer sürpriz de Alper Potuk’un yedekler arasında olması ve takımın Emre- Mehmet Topal- Meireles, üç defansif orta saha ile başlaması oldu benim için. Ersun Hoca önce kaybetmemek parolası ile çıkarttı takımı sahaya.

EMENİKE DAĞITTI

FENERBAHÇE oyun taktiğini Antep’in iki stoperi Binya ve Stankevicius üzerine kurmuştu. İki stoper de hem ağırlardı hem de pozisyon bilgileri bir o kadar zayıftı. Emmanuel Emenike’nin fiziksel gücü iki stopere de fazlasıyla yetti. Fiziki özelliklerini çok iyi kullanarak futbolunu konuşturan Emenike karşısında iki stoperden futbol zekalarını göstermelerini beklerdim. Ki bunu da tandemin altın kuralı kademeyi uygulayarak gösterebilirlerdi. Ama ne yazık ki ikisi de hatırlayamadı bu altın kuralı! Dolayısıyla Emenike iki stoperin arasından fiziksel gücüyle rahatlıkla sıyrılabildi.
İlk golde Ersun Hoca golün sahibi Emenike’yi değil de Kuyt’ı tebrik etti. Muhtemelen maç taktiğinde iki kısa pastan sonra mutlaka gözü kapalı öne uzun pas istemiş.

YETERSİZ HAMLELER

SERGEN Hoca ikinci yarıya Bekir Ozan ve Muhammed değişikliği ile başlayıp hamlesini yaptı. Ancak bu iki oyuncu değişikliği de, daha sonra oyuna giren İbrahim de; ne oyunu ne de orta sahadaki üstünlüğü ele almak için yeterli olmadı.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar

24 Mart 2014
GALATASARAY’ın puan kaybı ve takımın kendi içinde yaşadığı buhran; Beşiktaş’a defalarca gelip-giden ikincilik fırsatını yeniden doğurdu.

Galibiyetle birlikte uzun zaman sonra puantajdaki yerini değiştirme şansı yakalayan Beşiktaş maça o kadar hızlı başladı ki; daha 10. dakikada tabela 2-0 olmuştu bile.
Slaven Bilic, Gökhan Töre’nin yokluğunda sağ kanatta Holosko’ya görev vererek başladığı kadroda klasik düzenine sadık kaldı. Ayrıca maça geçen haftanın yıldızı Mustafa Pektemek ile başlaması oyuncusuna olan güven kadar, hocanın adaletli oluşunun da bir göstergesiydi. Ki Mustafa’nın Serkan ve Sonko gibi iki kulenin arasında, resmen askıda kalarak yaptığı kafa vuruşu bana kralın gollerini hatırlattı.
Beşiktaş kalabalık ve dirençli orta sahasıyla sonucu erken elde etti. Neredeyse kalesinde pozisyon vermeden ilk yarıyı tamamladı. İlk yarı sonunda Beşiktaş’ın en çok koşan oyuncuları orta sahasıydı: Holosko- Veli-Atiba-Mustafa- Olcay... Topla oynama oranında da yüzde 61’e yüzde 39 gibi bir fark vardı Beşiktaş lehine. Bu istatistikler maçın daha ilk yarısında Beşiktaşlı oyuncuların hem mücadele hem de kalitesini ortaya koyduklarının göstergesiydi.

YARALI KARTAL

İKİNCİ yarı ekonomik oynayan Kartal yine pozisyon zenginliği buldu. Atiba ile buldukları 3. gol duran toptan olsa da ikinci yarıda da isteği ve arzusu yerindeydi Beşiktaş’ın.
İkinci gole imzasını atan, sağ el bileği ve parmağı sarılı, kafası dikişli bir şekilde 4 forma değiştirerek sonuna kadar sahada kalmaya çalışan Mustafa Pektemek kardeşim şanssızlıklar yüzünden maçı tamamlayamasa da tabir-i caizse ‘yaralı kartal’ gibi mücadele etti.

KIYMETLİ İKİNCİLİK

FENERBAHÇE’nin şampiyon olması durumunda, Şampiyonlar Ligi’ne direk katılma şansından dolayı hem ekonomik hem statü anlamında tarihin

Yazının Devamını Oku

Saçını kazıtan kahraman sol bek

20 Mart 2014
Gücünü saçından alan kahraman Caner Erkin, kafasını kazıtsa da futbol çizgisinde ve performansında bir bozulma olmadı. Yaptığı ortaların kalitesi Avrupa’da baş üstü takımların oyuncularından bile daha iyi.

BU sene iki solak lige büyük renk kattılar: Caner ve Olcan! Bir solak olarak beni mutlu ettiği kadar, eminim Fatih Hoca’yı da mutlu ediyordur bu durum.
Gücünü saçından alan kahraman Caner Erkin, saçlarını kestirmesine (ki bence bu model daha çok yakıştı kendisine) rağmen, çizgisi ve performansını hiç bozmadı. Caner’in skora etkisi bir tarafa, istikrarı da çok etkili uzun lig maratonunda. İddia ediyorum, ‘orta kalitesi’ olarak şu anda Avrupa’da baş üstü takımlarının oyuncuları dahil hiçbir kanat oyuncusunda olmadığı kadar iyi. Ayrıca bu sene Caner’in transfer senesi! Kafası karışsın istemem, en sağlıklı kararı ailesiyle birlikte verecektir. Ama kendisine gelecek yurtdışı teklifleri gibi aynı zamanda iç transferde de eli çok kuvvetli Caner Erkin’in!
Her hafta üstüne koyarak oynayan Olcan Adın kardeşim ise, takımının skor yükünü çekmesi bir tarafa, oynadığından keyif alır oldu.
Evet, belki kendi bildiği gibi oynuyor; belki Milli Takım’da hocasını daha çok dinlemeli ve sisteme ayak uydurmalı ancak ne olursa olsun, bu kadar çalkantılı bir sezon geçiren Karadeniz’in fırtınalı takımında Onur ile beraber lige damga vurdular. DEVAM OLCAN!

En istikrarsız hakem sezonu

NE yazık ki genel olarak hakemler istikrarsız bir sezon geçiriyor. Futbolun doğası içinde ‘makul’ sayılabilecek hatalardan ziyade, ‘bariz’ hatalar silsilesinin içinde kayboldular. İstisnasız bütün takımlara, gidişata, ligin kaderine etki eden hatalar yapıldı. Beşiktaş ve Kayserispor bu listede başı çeken, en çok canı yanan takımlar oldu. Beşiktaş için çalınan düdükler Galatasaray ve Fenerbahçe’ye oranla daha rahat çalınıyor nedense!

Görünen köy kılavuz istemez

UZUN

Yazının Devamını Oku

Bu Chelsea-Drogba maçı değildi

19 Mart 2014
Dün akşam hepimiz bir umut “Galatasaray her daim gösterdiği Avrupa reaksiyonunu gösterir mi acaba?” dedik.

Maç başlamadan önce aklımdan geçenler: “Drogba duygusallıktan kurtulup acaba bu maçın formasını giydiği takım için ne kadar önemli olduğunu hatırlar mı? Birileri çıkıp bu maç Chelsea-Drogba maçı değil de Chelsea-Galatasaray maçı diye arkadaşlarını ve Drogba’yı da silkeler mi?” idi.
Maçın başlama düdüğü ile gördük ki maalesef umut ettiğimiz şeyler sadece güzel ve uzak bir ihtimalmiş. Sahada görünen tabloda sanki herkes rüya aleminde herkes başka bir diyardaydı. Zaten karşında duvar gibi çok iyi duran bir takım var. Keza ilk maçta da öylelerdi. Girdikleri her atağı bitirmeyi çok iyi biliyorlar. Nitekim daha ilk yarıda alınan 2-0’lık skorla da bunu gördük.
Mancini ikinci yarı Melo’yu Chedjou ile Semih’in arkasına atarak liberolu sisteme döndü. Üzgünüm Sinyor, kimilerine göre üçlü sistem denilebilir ama bana bu seviyede sanki defansif bir önlem almışsın gibi geldi. Çözüm oldu mu? Hayır olmadı tabii yine yürüye yürüye geldiler. 90. dakikada Drogba ile bulduğumuz en net pozisyon bile O’nun maçta olmadığının göstergesiydi.

En kötü Galatasaray

Kalite farkını, bu seviyede oynama alışkanlığını, iç saha avantajını, deplasman fobisini vs. anlarım. Ama birileri Mancini’ye özellikle dışarıdaki maçlar için; Galatasaray genlerinde rakibinin oyununu kabul etmenin, mahkum oynamanın olmadığını anlatmalı! Kaldı ki içerde de takım genleri ile kazanıyor.
Birçok futbolcu için üzüldüm maçı izlerken. Çünkü özel bir akşam geçirdiler. Sonuç ne olursa olsun oynamanın keyfini yaşayamamak üzüntü verici olmuştur. Maç kaybedilebilir, bu ne ilk mağlubiyet Galatasaray için ne de son mağlubiyet olacak. Ama ben bu sene Galatasaray’ı hiç bu kadar kötü görmemiştim. Yine söylüyorum; ülke olarak elde ettiğimiz bütün başarıları inceleyin. Hepsinde sahada tek yumruk olunmuştur. Herkes bir amaç etrafında kenetlenmiş tek yürek tek vücut olmuştur. O kimya bozulmuşsa eğer, bu seviyede tutunman ne büyük isimle ne büyük transferler ne de yetenekle mümkün!

Yazının Devamını Oku

Hababam ruhu

17 Mart 2014
DÜN akşam bir tarafta, son 5 maçta 4 galibiyet yapmış, maşallah leblebi gibi goller atan Edinho gibi bir golcü bulmuş, Hikmet Hoca ile çehresi değişmiş ve havası yerine gelmiş ama yine de can havlinde olan Kayserri Erciyes; diğer tarafta ise galip gelirse en yakın rakibiyle puan farkını 8’e (Trabzon maçı sonucunun onanmasıyla) çıkartacak olan Fenerbahçe vardı.

Tempolu başlayan maçta ilk çeyrekte F.Bahçe klasik Kadıköy baskısını kuramadı. Erciyes ise donanımlı, sakin, ne oynadığını bilen takım hüviyetindeydi. Bu tempoyu F.Bahçe’nin Kuyt ile bulduğu muhteşem gole kadar da sürdürdüler. Hollandalı 33’te kalitesini ortaya koyan muhteşem bir şut çıkarttı. Hep söylerim kaliteli takımsanız ve kadronuz skoru değiştirebilecek oyuncularla donatılmışsa 0-0 giden oyun sizin için avantajdır.

GÖKHAN FARKI ÖNLEDİ

Çağatay Şahan ilk yarıda Mangane’nin Emre’ye yaptığı harekete kırmızı kart çıkartmalıydı.
Erciyes ikinci yarıda penaltıyla beraberliği yakalamasına rağmen bir dakika geçmeden tekrar geriye düştü. Gol atan-yiyen takımlar için hemen akabindeki birkaç dakika konsantrasyon için çok önemlidir. Direnç ve isyan düşer; rehavet tavan yapar bu dakikalarda... Erciyes’te bu üçlemenin sonucu olarak gol sevincini yaşayamadan kalesinde golü buldu.
F.Bahçe içeride istediği gibi tempo yapıyor. 2. vitesten direk beşe gerekirse de boşa atan araba gibi... 2-1’den sonra da tempoyu düşürmediler ve sayısız gol fırsatı kaçırdılar. Gökhan performansıyla farkın açılmasını engelledi.
Gecenin en güzel görüntüsü; çok güzel bir vefa örneğiyle maça davet edilen Hababam Sınıfı oyuncularını tribünde, Hababam ruhunu da gol sevincinde ve tribünlerde görmek oldu.

ŞAMPİ…

F.Bahçe dün akşamki galibiyetle kalan 9 hafta için cebine iki mağlubiyet bir beraberlik veya 4 beraberlik kredisi koymuş oldu. Arena ve Olimpiyat’a gidecek olmasına rağmen uzun maratonun son düzlüğüne cebinde çok büyük bir krediyle giren F.Bahçe’nin tünelin ucundaki şampi.. ışığını görmeye başladığını söyleyebiliriz.

Yazının Devamını Oku