Oral Çalışlar

Atatürk fotoğrafına sıkışan CHP...

7 Şubat 2016
Baştan söyleyeyim, CHP Kılıçdaroğlu önderliğinde olumlu bir değişim geçiriyor.

Partiye uzun yıllar egemen olan katı devletçi ve otoriter zihniyet kısmen geriletildi. CHP'nin bir arayış içinde olduğunu, uğradığı seçim başarısızlıklarının nedenlerini araştırdığını da görebiliyoruz.

 

Ancak son Atatürk resmi krizi, bu partinin içindeki bir damarı yeniden alevlendirdi.

 

CHP'de günlerdir (Genel Başkan da dahil olmak üzere) "Atatürk resmini duvarından kim indirdi?" araştırması yapılıyor. İddiayı ortaya atan milletvekili, CHP Parti Meclisi Üyesi olduğu için; konuya, partinin en üst düzey organı da dahil oldu.

 

Aylin Nazlıaka'nın “resmi kimin indirdiğini bildiği halde söylemediği için partiden kesin ihracı” için, Parti Meclisi dün bir karar verdi. Şimdi, Yüksek Disiplin Kurulu, büyük ihtimalle (ön seçimlerde Ankara birinci bölgeden en yüksek oyu almış kişi olan) Aylin Nazlıaka'yı, CHP'den ihraç edecek.

 

Yazının Devamını Oku

"Ankara'da konuşacak zemin var" mı?

5 Şubat 2016
Başbakan Davutoğlu'nun, dün Mardin'de açıkladığı, 10 maddelik eylem planının üçüncü maddesi şöyle:

"Planın üçüncü ayağı kapsamlı bir demokratik reform süreci. Ne istiyorsanız Ankara'da konuşacak zemin var, gencecik çocukları hendeklere koyarak bir şey elde edemezsiniz."

 

Bu sözlerin ve çağrının, HDP'ye yöneldiğini söyleyebiliriz. Başbakan’ın "Ankara'da konuşacak zemin var" vurgusunu önemsiyorum. Evet, "Ankara'daki konuşacak zeminin" yaratılması, acil bir ihtiyaç.

 

"Gencecik çocukları hendeklere koyarak bir şey elde edemezsiniz"

değerlendirmesi, aynı mesajın devamı niteliğinde. HDP, eylemler ilk başladığında, “hendekleri eleştiren” bir yerde duruyordu. Sonunda, PKK'nın “hendek dayatması” üstün geldi. HDP ise, “karşı çıkış”ını sürdürmek yerine olayların peşine takıldı.

 

Muhatap meselesi

Yazının Devamını Oku

"Akıl, zikir, musiki ve kahveden IŞİD çıkmaz"

5 Şubat 2016
 "Onların mantığının temelinde 'öze dönüş' anlayışı yatıyor. Kendi ideolojilerini metinlere söyletiyorlar."

Diyanet İşleri Başkanı(DİB) Mehmet Görmez, IŞİD şiddetine temel oluşturan “Selefi” anlayışı, bu iki cümleyle özetledi.

 

Prof.Dr. Mehmet Görmez'le, bir grup gazeteci, Beşiktaş'ta, Ertuğrul Tekkesi’nde buluştuk. II.Abdülhamid döneminde bizzat padişahın isteğiyle yapılan bu zarif bina, ünlü mimar Sarkis Balyan'ın eseri. (Bina; geçtiğimiz yıllarda metruk bir haldeyken; DİB'e verildi, restore edildi ve kullanılır duruma getirildi.)  II. Abdülhamid'in Cuma selamlığı için zaman zaman bu tekkeye geldiğinden ve Cuma sonrası ayin-i şerife burada  katıldığından söz edildi. 

 

Başkan Görmez, sohbetimiz sırasında, DİB'in medyada daha çok olumsuz önyargıları körükleyecek bir şekilde gündeme geldiğini ve bu doğrultudaki  haberlerin öne çıktığını dile getirerek sitem etti: "Bizi Türkiye'deki bütün ailelere, kızlarımıza, annelerimize babalarımıza mahcup edecek, bizi cevap konusunda bile zorda bırakacak, utandıracak bir konuda bile haber yapılıyor."

 

Örneğin, "DİB fetvası" adı verilen ve enseste dair tuhaf ifadeler içeren, bu nedenle de yoğun tepkiye neden olan yorumu yazan sorumlular saptanmış ve görevden alınmışlar. (Ancak, “plan” gerçekleşmiş, haber Vatikan'a kadar ulaşmış)

 

Yazının Devamını Oku

Kazım Karabekir'in ismi nasıl yok edildi...

1 Şubat 2016
Kazım Karabekir, “Milli Mücadele”nin Doğu Cephesi Komutanı  ve kilit isimlerinden birisiydi.

26 Ocak, ölüm yıldönümüydü. 1948’de, Meclis Başkanıyken 66 yaşında geçirdiği bir kalp krizi sonucunda, Ankara'da vefat etmişti.

 

Ölüm yıldönümü nedeniyle, Kazım Karabekir Vakfı, onu bu yıl 6.kez anmak amacıyla, bir toplantı düzenledi. Kazım Karabekir'in kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu'nun ve Timsal Karabekir Yıldıran'ın açılış konuşmaları yaptığı toplantının panelistleri, Profesör Vahdettin Ergin, Çiğdem Bayraktar Ör ve Ahmet Vurgun'du.

 

Önceki gece, CNNTÜRK'te "Sağım solum tarih" programında; Karabekir'in torunu öğretim üyesi Pınar Feyzioğlu Akkoyunlu konuktu.

 

 

Yazının Devamını Oku

Kürtlerin hali, Türklerin hali... ya da başkaları...

1 Şubat 2016
PKK'nın hendek siyasetine kızan Kürt arkadaşlarım var. 31.01.2016 19:52

Bu insanlar, AK Partili değil. Büyük kısmı HDP'ye oy vermiş kişilerden söz ediyorum... Hendek kazılan şehirlerde yaşayan arkadaşlarımın psikolojisini anlamaya çalışıyorum…

 

Psikolojik olarak, maddi olarak, manevi olarak perişanlar. Halkın, PKK'nın baskısına, “içten içe” bir tepki göstermesine rağmen; “insanların seslerini çıkaramadıklarını” aktarıyorlar.

 

“Ruhi kopuş” işaretleri

 

Bu arkadaşlarım, PKK'ya kızmakla birlikte, devlet güçlerinin izlediği güvenlik politikalarından da memnun değiller. Bir çözüm umudu görmüyorlar. “Halkın, PKK'nın yaptıklarını beğenmediği, ama devletten de giderek koptuğu” saptamasında bulunuyorlar.

 

Yazının Devamını Oku

Can Dündar ve Erdem Gül iddianamesi

30 Ocak 2016
Can Dündar ve Erdem Gül hakkında açıklanan iddianame, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından, ciddi bir tehdit.

1128 akademisyenin bildirisinin ardından yaşanan ev baskınlarını, işten atmaları da tabloya eklediğimizde, gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığını görebiliyoruz.

 

Bir dönem AK Parti yöneticiliği ve milletvekilliği de yapan Profesör Osman Can'a, Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki iddianameyi sordum. Şunları söylüyor: "İlk soruşturma açıldığında bu soruşturmanın hukuki olmadığını ifade ettim. Tutuklamanın hiçbir hukuki tarafının bulunmadığı da bir gerçek. Kaçma şüphesi yok, delilleri yok etmeleri söz konusu değil. Hal böyleyken bir de bunların ardından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemek kabul edilir bir durum değil.

 

Ortada bir gerçek varsa, bu bir gazetecilik faaliyetidir. Tabii ki siyasi muhalefet amacı taşıdığı belli. O zaman bunun tartışmasını hukuki alanda değil siyasi alanda yaparsınız. Tekrar ediyorum, soruşturmayı gerektirecek bir olay sayılmaması gereken bir durumun, böylesine ağır bir iddianame noktasına dönüşmesini hukuken açıklamak mümkün değil."

 

Görüşlerini önemsediğim hukukçu Osman Can’ın değerlendirmesi işte bu şekilde…

 

Yazının Devamını Oku

Cenevre'de Suriye hendeği

29 Ocak 2016
Bir TV programında, gazeteci meslektaşlarımdan birisi, "Suriye ile Türkiye'nin Güneydoğu'sunda olanların bir ilişkisi bulunmadığını" öne sürdü.

“PYD'nin de PKK'ye benzemediğini, olsa olsa HDP'ye benzeyebileceğini” ifade etti.

 

Türkiye ise, Cenevre'de Suriye'nin geleceğinin tartışılacağı konferansa, PYD'nin "terör örgütü" olduğu gerekçesiyle katılmasını istemedi.

 

Türkiye'nin bu tutumunu Suudi Arabistan ve Katar da destekleyince, PYD konferansın dışında kaldı.

 

PYD ile HDP aynı çizgide yapılar olarak görülebilir mi? Tartışma götürür. PYD, siyasi bir örgüt olmakla birlikte, emrinde silahlı bir askeri güç(YPG) bulunuyor.

 

Yazının Devamını Oku

CHP'li arkadaşımla hasbıhal...

25 Ocak 2016
"Nereden baktığına bağlı" dedi arkadaşım…

Bazı kesimler, CHP Kurultayında genel başkanlığa ikinci bir aday çık/a/mamasını, “diktatörlük” olarak yorumluyor. 


Başkanlığa aday olmak için, kurultaya katılan delegelerin, en az yüzde 10'unun yazılı önerisi gerekiyor. Bu şart, son kurultayda 128 delege anlamına geliyordu. Adaylardan Muharrem İnce, Umut Oran, böyle bir imza toplamaya girişmedi. Mustafa Balbay ısrarcı oldu. Ancak, o da, gereken imza sayısına ulaşamayınca, yarışa katılamadı. (Baykal döneminde gereken “asgari oran”, yüzde 20'ydi. Yani en az 250 imza zorunluydu.) 


Arkadaşım ise, şöyle bir değerlendirme yaptı: "Tamam haklı olabilirsin, peki diğer partilerde genel başkan adaylarına rakip çıkabiliyor mu? Bizde en azından rakip olmaya çabalayanlar var, daha önceki kongrelerde rakipler çıktı, oldukça yüksek oylar aldılar(Muharrem İnce, Mustafa Sarıgül)."

 


Yazının Devamını Oku