Hande Fırat

Diplomasi trafiği ve F16’lar konusu

9 Şubat 2024
Ankara bir süredir hemen her seviyede yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor.

Gazze meselesinin yanı sıra bölgesel ve küresel sorunlar da bu trafikte etkili. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan gelecek hafta Birleşik Arap Emirlikleri ve yıllar sonra da Mısır’da olacak. 

SİSİ’NİN ÖZEL DAVETİ

Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkiler 2013 yılından beri bir anlamda vekâleten yürütülüyordu. Ancak son dönemde Katar’da Dünya Kupası’nda, G20 Toplantısı’nda ve sonra da Riyad’da, Erdoğan ve Sisi bir araya geldi. Bu görüşmelerin hemen hepsinde Türkiye’nin bölgedeki gücüne ve desteğinin önemine atıfta bulunan Mısır Devlet Başkanı Sisi, Erdoğan’a özel davetini iletti. Masadaki konulara gelince;

- Gazze meselesi.

- Doğu Akdeniz’de işbirliği ve enerji.

- İkili ilişkiler.

- Bölgesel ilişkiler ve sorunlar.

Yazının Devamını Oku

Türk-Yunan gençlerine ortak yarışma

4 Şubat 2024
Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Frangoyannis Hürriyet’e konuştu

YUNANİSTAN ekonomi diplomasisinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Frangoyannis Türkiye-Yunanistan İş Forumu için geldiği Türkiye’de Hürriyet’e konuştu. Türkiye ve Yunanistan arasındaki ticaretin artmasıyla üçüncü ülkelerde ortak projeler üstlenilebileceğini belirten Frangoyannis gençlere yönelik yeni bir yarışma açılması konusunda anlaştıklarını açıkladı. Frangoyannis “7 Aralık 2023’te Atina’da yaptığımız son toplantıda mevkidaşım Burak Akçapar ile gençlere yönelik yeni bir fikri tartıştık. Her iki taraf da her iki ülkeden 16-28 yaş arasındaki orta ve yüksek öğrenimdeki öğrencilerin, start-up’ların, ticaret ve sanayi odalarının aktif katılımıyla hackathon olarak bilinen çevrimiçi bir yarışma düzenlemeyi kabul etti. Katılımcılar üç spesifik konu hakkında fikir ve teklif sunmaya davet edilecek: Çevrenin korunması, iklim krizi ve akıllı şehirler. Bu teklifler, Türk tekliflerini değerlendiren bir Yunan komitesi ve Yunan tekliflerini değerlendiren bir Türk komitesince değerlendirilecek. Kazanan teklifler, ortak projeler olarak uygulanmak üzere her iki ülkeden teknik ve mali destek alacak” diye konuştu. Frangoyannis’le yaptığımız sohbetin ana hatları şöyle:

İLİŞKİLERİMİZDE ‘SAKİN SÜREÇTEYİZ’

Son dönemde Türkiye ile Yunanistan arasında güven artırıcı adımlar gündemde. Hangi adımlar atıldı ve nasıl bir ilerleme sağlandı?

Tarihsel ve jeopolitik bağları olan fakat aynı zamanda belirgin farklılıklara sahip iki komşu arasındaki ilişkilerin “inişler ve çıkışlar” yaşadığı yaygın olarak bilinir. Son dönemde ilişkilerimizde sakin bir süreçte olduğumuz da doğrudur. Geçtiğimiz altı ay içinde Başbakan Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Erdoğan üç kez bir araya geldi ve işbirliği fırsatlarını araştırma konusunda mutabakata vardı. Bu çabanın bir parçası olarak her iki ülkenin dışişleri bakanları, Siyasi Diyalog, Pozitif Gündem ve Güven Artırıcı Tedbirler olmak üzere üç bileşenden oluşan bir yol haritasını da onayladı.

2021’de başlatılan bir girişim olan Pozitif Gündem’e aktif olarak katılıyorum. Pozitif Gündem, Yunanistan ile Türkiye arasındaki gelişmiş işbirliğinin karşılıklı olarak faydalı olabileceği ekonomik çıkar alanlarına odaklanıyor. Şu anda Pozitif Gündem’de 29 madde tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Aralık 2023’te Atina’ya yaptığı ziyarette girişime ilişkin 15 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı. Ayrıca tarım sektöründe ortak anlayış ve en iyi uygulamaların paylaşımını teşvik etme, araştırma ve yenilik alanında genç bilim insanları arasında işbirliğini teşvik etme ve her iki ülkede ihracat ve yatırım ortamını güçlendirme konusunda da mutabakata vardık.

Pozitif Gündem sürecinin sorunlarımızın çözümünü kolaylaştıracağını düşünüyor musunuz?

“Pozitif Gündem”in, ikili ilişkilerimizdeki atmosferin iyileşmesine önemli katkı sağladığına inanıyorum. 2021’de kabul edilmesinden bu yana bağlantı, altyapı, sivil koruma, ticaretin kolaylaştırılması ve turizm akışları gibi alanlarda daha fazla işbirliği ve ilerlemeler sağlandı. Ancak en önemli başarısı, gerilim dönemlerinde bile her iki taraf arasında açık iletişim ve işbirliği kanallarının sürdürülmesi oldu. Ayrıca, Pozitif Gündemin dinamik ve kurumsallaşmış bir sürece evrildiğini, her iki ülkedeki vatandaşların günlük yaşamlarında ve genel ekonomide somut sonuçlar doğurduğunu da vurgulamak isterim.

Yazının Devamını Oku

Ne dava imiş...

2 Şubat 2024
Almanya’nın en büyük sorunlarını sayın desem, çoğunuzun aklına ekonomi ve yükselmekte olan aşırı sağ gelir.

Bugünlerde öyle değil... Almanya’nın en büyük sorunu ya da korkusu ‘Dava’. Okuyunca ve Almanya’nın yıllardır Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerine güzel güzel ev sahipliği yaptığını da göz önünde bulundurunca “Ne Dava imiş” diyebilirsiniz. Bugünlerde Türklerin kurduğu DAVA da hatta çifte vatandaşlık da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ilişkilendirilmeye ve buradan da korku senaryosu yazılmaya çalışılıyor.

ÇİFTE VATANDAŞLIK

Çifte vatandaşlık Federal Meclis’ten bu ay çıkan yasayla mümkün. Ancak bir dizi şarta bağlı. Yasal ikamet süresi sekiz yıldan beş yıla düşse de dilbilgisi, geçimini sosyal destek almadan sağlamak, “insan onuruna, özgürlükçü demokratik düzene” bağlılık gibi şartlar var.

* Almanya’da 12 milyondan fazla yabancı ülke vatandaşı var.

* Türklerin sayısının yaklaşık 2.8 milyon olduğu belirtiliyor.

* Bunların 1.5 milyonunun Alman pasaportuna sahip olduğu söyleniyor.

* Çifte vatandaş sayısı ise yaklaşık 530 bin civarında.

Almanya siyasi açıdan çifte vatandaş olacakların siyasi organizasyonlar içinde nasıl dağılacağını yani hangi partiye oy verebileceğini de tartışıyor. Bir anlamda göçmen kökenli ve Alman vatandaşı olanlar, siyasi partiler tarafından kazanılması gereken bir grup haline geliyor. Kendilerini temsil edecek bir parti bulamamaları durumunda yani temsil boşluğunun ortaya çıkması ise yeni hareketlerin kurulmasına neden olabilir. Henüz bu aşamaya gelmeyen Almanya’da başka bir kıyamet kopuyor. Almanya işi gücü bıraktı DAVA’yı tartışıyor ve bunu da Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Kilise saldırısıyla ilgili çarpıcı detayları İçişleri Bakanı Yerlikaya anlattı

30 Ocak 2024
SON dönemde birileri taşeronlar, terör örgütleri eliyle ülkemizde bir anlamda “Yıpratma Savaşları”nı devreye sokarak, huzuru kaçırmaya çalışıyorlar.

Buna karşın askerinden polisine, MİT personeline büyük bir özveriyle çalışılıyor. Türkiye üzerinde ve içinde hesapları olanların adresi bu kez İstanbul’daki Santa Maria İtalyan Kilisesi’ydi. Ayin sırasındaki saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi. Zaten saldırı yapan iki kişinin de DEAŞ hücresi ile bağlantıları ortaya çıktı. Hatırlayacaksınız yılbaşında Türkiye’de sinagog ve kiliseler ile elçiliklere yönelik eylem hazırlığı yaparken yakalanan DEAŞ’lılar vardı. İşte bu son saldırıyı yapan biri Rus, diğeri Tacikistan vatandaşı olan saldırganların da o yapının içinde olduğu belirtiliyor.

Diğer yandan DEAŞ’ın kanlı saldırılarını tüm dünya gibi ne yazık ki bizler de biliyoruz. Patlayan bombalar, bombalı araçlar ya da bir alanda taranan siviller... Kiliseye giren saldırganlar bir kişiyi öldürdüler. Peki hedef neydi ya da kimdi? İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile konuşma fırsatım oldu.

YERLİKAYA: ALLAH’TAN İKİ SİLAH DA TUTUKLUK YAPMIŞ

İçişleri Bakanı Yerlikaya operasyonlardaki gözaltılara dikkati çekerek, ifadelerin tamamlanmasının ardından ayrıntıların netleşeceğini söyledikten sonra şu bilgileri verdi:

- “Saldırganlar kiliseye 7.65’lik tabancalarla giriyor.

- Allah’tan iki silah da tutukluk yapmış.

- Yerde üç kovan bulundu.”

DEAŞ’ın tabanca ile neden kilise bastığı, yapılan operasyonların örgütlerin silah bulmasını zorlaştırmasının etkisi olup olmadığı, amaçlarının öldürmek mi yoksa korku, panik, kargaşa mı yaratmak olduğu sorularının yanıtları ifadeler ve polisin çalışmalarının ardından netleşecektir. İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku

‘Bizim hikâyemiz’ dediler ve yıllardır çektikleri acıyı anlattılar

23 Ocak 2024
“Filistin halkına karşı işgal ve sömürgecilik 7 Ekim’de başlamadı... 105 yıl önce, 30 yılı İngilizlerle, 75 yılı ise Siyonistlerle başladı.”

HAMAS’ın “Bizim Hikâyemiz” başlığı ile yayımladığı “Aksa Tufanı Operasyonu”nu neden yaptıklarını anlatan 16 sayfalık rapor bu vurucu cümleyle başlıyor. Bu cümle tam 105 yıl boyunca toprakların yüzde 98.5’una hakim bir milletin nasıl yerinden edildiğini, küçücük alanlara sıkıştırıldığını, topraklarından ve evlerinden kovulduğunu dünyanın yüzüne çarpıyor. Ana hatlarıyla ne anlatılıyor?

* 105 yıllık süreçte Filistin halkının çektiği baskı, zulüm, adaletsizlik, evinden ve toprağından olma, mülteci kampında yaşamak zorunda kalmak.

* Gazze’nin 17 yıldır uygulanan blokajla, dünyanın en büyük açık hava cezaevine dönüştürülmesi.

* Sadece 2000-2023 tarihleri arasında İsraillerin 11 bin 229 Filistinliyi öldürdüğü, 156 bin 768’ini yaraladığı ve bunların büyük bir bölümünün sivil olduğu.

Tüm dünyanın gözü önünde onlarca yıldır yaşananların özetinde bir başka cümle daha var özellikle Batı medeniyetine hatırlatılan: “Yahudiler Nazi Almanyası’nın etkisine maruz kaldı. Yahudi sorunu özünde bir Avrupa sorunudur. Filistin halkı her zaman zulme karşı durmuştur.”

ATEŞE ATACAK ADIMLAR

Yazının Devamını Oku

Terörle mücadelenin komşular boyutu

19 Ocak 2024
PKK üç komşu ülkede yani Irak, Suriye ve İran’da farklı isimlerle konuşlanmış ve faaliyet içinde.

Buraya bir ülkeyi daha eklemek gerekiyor; silah, mühimmat, para, eğitim desteği veren ABD’yi. Şimdi bu ülkelerle ilgili son duruma bakacağız. Bu bölümü okurken, Irak ve Suriye merkezi hükümetlerinin topraklarının tamamına hâkim olmadıklarını Irak’ta farklı ceplerin, Suriye’de ise birçok aktörün bulunduğunu unutmayın. Irak’taki KYB ve terör örgütü ilişkisinin ayrıntılarını ise Ankara Temsilci Yardımcısı Gonca Şenay’ın haberinde bulacaksınız. 

TEMEL ÖNCELİK IRAK

-Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Irak ziyareti Irak’ın tüm aktörleriyle görüşme temelinde yapıldı. Temel amaç ise merkezi hükümetin topraklarının tamamına hakimiyet sağlaması gerekliliğini anlatmaktı. Bir anlamda “Kalkınma yolunu bir fırsat olarak görüyorsunuz, ancak PKK Irak için büyük tehdit” mesajı verildi.

- Irak merkezi hükümetinde bu mücadele için bir irade var. Ancak bunu yapacak kapasitede sorun var.

- Irak ordusuna Haşd-i Şab-i’nin ses çıkarmaması hatta PKK ile mücadelede destek vermesi son derece önemli.

- Bu nedenle Irak ile yakalanan ivmenin kaybedilmemesi ve daha da ileriye taşınması Türkiye açısından çok önemli.

- KYB’nin PKK ile ilişkisi ise ayrı bir boyut. Türkiye bu konuda her seçeneği masaya yatırmış durumda.

SURİYE- IRAK GEÇİŞİNİN ENGELLENMESİ TEMEL HEDEF

Yazının Devamını Oku

‘Terör maşaları’yla yıpratma savaşları

14 Ocak 2024
Provokasyonlar, Türkiye içerisinde çeşitli terör örgütlerinin saldırı arayışları, başka ülkelerin casusluk faaliyetleri ve bir anda sınırlarımızın ardındaki terör örgütü PKK’nın hain saldırıları... İşte taşeronların, yani terör örgütlerinin kullanıldığı Türkiye’yi yıpratma savaşlarının detayları...

SON zamanlarda artan provokasyonlar, Türkiye içerisinde çeşitli terör örgütlerinin saldırı arayışları, başka ülkelerin casusluk faaliyetleri ve bir anda sınırlarımızın ardındaki terör örgütü PKK’nın hain saldırıların toplu adının, “Yıpratma Savaşı” olduğunu daha önce yazmıştım. Bugün bir kez daha hem yıpratma savaşını hem de Metina’da 9 askerimizin şehit düşüren saldırının ayrıntılarını, PKK ve uzantılarıyla mücadele konusunda bölgesel ve küresel açıdan son durumu sizlerle paylaşacağım. 7 Ekim yani Gazze meselesinin başlangıcından hemen sonra Irak’ta terör örgütünün bir anda hareketlenmesini dikkatinize sunacağım. Aşağıdaki satırları okurken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Irak’ta yaptığı temasları ve merkezi hükümetin Türkiye ile bu mücadelede genel çerçevede uzlaştığını da göz önünde bulundurun.

YIPRATMA SAVAŞI NEDİR?

Sevgili okurlarım, 7 Ekim’den bu yana Türkiye sadece Irak’ta 31 şehit verdi. Ayrıntılarını ilerleyen satırlarda okuyacaksınız ama önce size bir de “Yıpratma Savaşı”nın tanımını yapacağım.

- Temel hedef bölgesel ittifakları bozmak için, her ülkeyi kendi sorununun içinde meşgul etmek.

- Başından beri İsrail- Filistin meselesinin bölgede bir dizi fay hattını tetiklemesi öngörülüyordu.

- Bölgesel birlikteliğin bozulması için, ülkelerin kendi içlerinde sorunlara yoğunlaştırılması bunun için de vekil güçlerin, taşeronların yani terör örgütlerinin kullanılması söz konusu oluyor.

METİNA’DA 1740 RAKIMLI TEPEDE NE OLDU

Türkiye önce kendi topraklarından terör örgütünü temizledi, bunu yaparken konsept değiştirerek terörü kaynağında kurutmak için düğmeye bastı. Suriye ve Irak topraklarında eş zamanlı büyük operasyonlara başladı. 378 kilometrelik Türkiye-Irak sınırı için 2019’dan itibaren Hakurk ile Pençe harekâtları başlatıldı.

Yazının Devamını Oku

Üs bölgesi neden ve nasıl hedef seçildi? Arkasında kimler var?

13 Ocak 2024
Türkiye terörle mücadelesini hem içeride, hem de kaynağında yani sınırlarının hemen ötesinde kararlılıkla yürütürken; dün akşam 9 askerimizin daha şehit oldukları haberi geldi. Milli Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada “12 Ocak 2024 tarihinde bir üs bölgemize sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada” ifadesini kullanarak 9 askerimizin şehit olduğunu açıkladı. Peki olay nasıl gerçekleşti, amaçları ne, yöntem mi değiştirdiler? Türk askerinin konuşlandığı söz konusu bölge neden önemli?

Bu soruların yanıtlarını güvenlik zirvesi öncesinde Ankara nasıl değerlendiriyor, ona bakacağız:

METİNA VE BÖLGENİN TSK AÇISINDAN ÖNEMİ

*Söz konusu bölge, terörü kaynağında kurutmak, sızmaları önlemek, teröristlerin sınırlarımıza sızmasını önlemek için Türk Silahlı Kuvvetleri açısından hayati önemde.

* Zap ve Metina Türkiye’nin sınır bölgesi güvenliği için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mutlaka bulunması gerektiği bir bölge.

* Son dönemde TSK bölgede daha da güneye indikçe, meskun mahallere ve köylere de yaklaşmış durumda.

* Sivil hassasiyeti nedeniyle TSK köylere ve meskun mahallere yaklaşmıyor. Ancak teröristlerin bu alanları gizlenmek için kullandığı artık kesin bir şekilde anlaşılıyor.

NASIL SALDIRDILAR?

* Teröristler yine bir üs bölgesine ve onun hemen önünde bulunan ileri emniyet noktasına saldırdılar.

Yazının Devamını Oku