Enis Berberoğlu

Türklerin HTS merakı

21 Kasım 2009
DÜN gazetecilikteki ustalarımdan Yalçın Doğan telefon dinlemelerin apolitik yüzünü yazdı.

Ben biraz daha ayrıntıya girmek istiyorum.

Çünkü şeytan hakikaten bu ayrıntıda saklı.

Türkler neden dinleme skandallarına şerbetli?

Merak etmiyor musunuz, ahali neden özel hayatların işportaya düşmesine tepkisiz.

Yanıtı basit:

Çünkü haysiyet infazına uğrayan politikacı, bürokrat veya gazetecinin başına gelenin aynısını karısı veya kocası için tasarlıyor.

Boşanma davasında eşinin telefon kayıtlarını kanıt olarak kullanmak istiyor.


Yazının Devamını Oku

Bu kalp seni unutur mu, yok unutmaz, filmini çeker

17 Kasım 2009
Gazetelerde TSK’nın senaristliğe soyunduğunu okuyunca, aklıma bu başlık geldi. Malum kalp kalbe karşıdır. Demek ki sadece bizler değil onlar da unutmamış.

* * *

Şaka gibi değil mi? TSK bir üsteğmenin gözünden (Neden çavuş veya yarbay değil?) terör ve irticayı anlatan film yapacak... Yönetmeni ünlü olacak, film müziği akılda kalacak. İki ayrı filme örtülü yoldan 1 milyon TL para harcanacak.

* * *

Akıllara ziyan bu proje o kadar abes ki... TSK’nın yine bir muhbir tarafından sızdırılan 2007 tarihli “Faaliyet Çizelgesi”nde yer alan diğer ciddi konuları gölgede bırakıyor. Misal mi istersiniz, buyurun: “1. Teröre sağlanan desteğin bedelsiz kalmayacağının bölge halkına hissettirilmesi.


Yazının Devamını Oku

Zazaların kültürel mirası da korunsun

15 Kasım 2009
ANKARASON açılıma desteğimin sebepleri var:

3) Çocukluğumda bana çiroz kurmayı öğreten bakkal Foti Amca’yı özlüyorum. Liseden hemen sonra Asala saldırıları yüzünden doğan terör ortamı nedeniyle Fransa’ya yerleşmek zorunda kalan Ermeni arkadaşlarım artık dönebilsin istiyorum.

4) Bir gün gelir, Kürt dostlarla da aynı şekilde vedalaşmak zorunda kalırım korkusunu kökten silme, klostrofobi duygusunu yenme arzusundayım.

¡   ¡   ¡

Eğer buraya kadar hemfikirsek, TV’lere Kürtçe yayın imkânı tanıyan yönetmeliği neden ciddiye aldığımı herhalde anladınız. Çünkü bu yayınlar

milyonlarca vatandaşın kültürel miras teminatıdır. Yalnız baştan uyaralım; bu kararın varlığı yetmez, uygulamada adalet zorunludur.

Adaletle kastımızı örnekle açıklayalım.

?

Yazının Devamını Oku

Düşünüyorum, hatırlıyorum PKK’nın işi bitti, görüyorum

14 Kasım 2009
Kürsüdeki kıdemli siyasetçi sakin üslupla ağır ağır konuşuyor: <br><br>* Bir an düşünün. Birileri çıksa ve “Yeryüzünde Türkçe diye bir dil yoktur” dese ve tek kelime Kürtçe bilmeyen sizin çocuğunuza, zorla Kürtçe eğitim yaptırsa; kendinizi eşit yurttaş olarak hissedebilir misiniz bu ülkede?

Ahmet Türk’ü dinliyorum.

Düşünüyorum ve hatırlıyorum.

*  *  *

Sene 1988... Günlerden 19 Ocak salı.

Sosyal demokrat muhalefetin adı SHP idi.

Genel Başkan merhum Erdal İnönü, partinin en güçlü ismi Deniz Baykal’dı.

Saat 15.00 sularında Meclis açıldı.

SHP Tunceli Milletvekili kürsüye geldi.

Yazının Devamını Oku

Askeri mahkemeye neden yollanmıyor

10 Kasım 2009
CHP lideri Deniz Baykal ıslak imza krizini yakından takip ediyor.

Görüşlerini hukukçu kimliğini de ortaya koyarak sıralıyor:

1) “Her mahkeme önüne gelen dosyayı netleştirmek açısından elinden geleni yapar. Bilirkişiye başvurur, kriminoloji raporu ister, grafolog tutar, Adli Tıp’a gider.”

2) “Usul hukukunda bu yöntemler arasında hiyerarşi yoktur. Biri uygulandı diye diğerini yok saymak veya vazgeçmek anlayışı yanlış olur.”

3) “Anayasa ve yasalarla belge meselesinde yetkili ve sorumlu görülen askeri mahkeme ıslak imzalı belgeyi istiyor.”

4) “Ama Başbakan ‘Adli Tıp söyledi ya, daha ne istiyorsun’ diyor, bu nasıl hukuk? Aklımı yiyeceğim, nerede yaşıyoruz?”

5) “Hüseyin Üzmez meselesi, Garipoğlu skandalı... Son olarak Güler Zere olayında ‘Toplumsal baskıyı dikkate aldık’ diyen aynı Adli Tıp değil mi?”

Açık söyleyeyim, irtica belgesi ilk çıktığında bende kuşku uyandırdı. Gerçek olduğuna tam emin değildim. Islak imza bakışımı çok değiştirdi. Ama o belgeyle ilgili hâlâ kuşku besleyenler var. O yüzden ikinci bir inceleme yerinde olur.

Yazının Devamını Oku

Beş polis topu aldı ve

8 Kasım 2009
Aynı başlıktaki ikinci yazım bu.<br><br>İlkinin mahreci Diyarbakır’dı.

İlham kaynağı da beş polisti.

Bu beş polis bagajlarında top taşıyor.

Kendilerine taş ve slogan atan çocuklara jop vurmak yerine top dağıtmayı seçiyor.

Süleyman Hançerli çocuk şube amiri.

Önceki gün aradı dünkü töreni haber verdi.

Diyarbakır polisi 160 risk altında çocuk seçti.

10’ar kişilik 16 takım kurdu, hoca buldu.

Dün Vali futbol turnuvasını törenle başlattı.

Yazının Devamını Oku

Batı’yı bilemem ama İsrail’le kavga farklı

7 Kasım 2009
ANKARAİSRAİL Büyükelçisi Gaby Levy’nin ilk günleriydi.

2007 sonbaharındaki yemek davetine katılım yüksekti.

Levy, bu ülkeye aidiyetini gösterme çabasındaydı.

Doğum yeri Bergama’daki çocukluk günlerini anlattı.

Kara önlüklü, kasketli eski fotoğraflarıyla sempati topladı.

Ama masadaki Türk politikacıların kafası başka yerdeydi.

O akşam ABD Kongresi’nde kritik önemde oylama vardı.

Ermeni soykırımı tasarısı Komite’de karara bağlanacaktı.

Türkiye sadece Başkan Bush’u aramakla kalmadı.

Yazının Devamını Oku

Üç düğüm çözülüyor

3 Kasım 2009
GALİBA başkentin âdeti hiç değişmiyor. Sorunlar önce biriktiriliyor.

Hepsine birden çözüm aranıyor.

İpin ucu kaçıyor hatta dolanıyor.

Ama bazen görüş mesafesi artıyor.


Bugünü düğüm çözmeye ayıralım.

25 yıldır PKK terörünü izlerim.

En garip eylem Dağlıca baskınıydı.

Zamanlaması ve sonuçlarına bakalım.

Önce sonuçlarını sıralayalım:Baskında kaçırılan 8 er PKK bayrakları önünde DTP’ye teslim edildi.Askerin aylardır istediği ama Başbakan’ın ayak dirediği sınır ötesi tezkeresi oybirliği ile TBMM’den geçti.

Başbakan hemen ABD’ye uçtu, Beyaz Saray’da anında istihbarat anlaşmasına varıldı, PKK yerden ve karadan vuruldu.

Muhtemel felaket senaryosunu hatırlayalım:

Türk-Kürt gerginliği çok artabilirdi.

TSK tek taraflı kararla Irak’a girebilirdi.

Türkiye sadece Barzani değil ABD ile çatışırdı.

Ama olmadı, hükümet uçurumun kenarından döndü.

Beklenenin aksine Kürtlerle temas kuruldu.

Dağlıca’nın tahrik amaçlı olduğuna sadece hükümetin değil, Kürtlerin de inandığı anlaşıldı.

İşbirliği arttıkça Dağlıca’nın üstündeki sır perdesi de kalkıyor.

Bir düğüm çözülüyor.

*  *  *Demokratik açılımda hükümetle asker uzlaştı.

25 yıldır

Yazının Devamını Oku