Dr. Nuri Soysal

Akneyi çoğaltan 6 neden

9 Aralık 2013
Akne yüz, boyun ve çene bölgesinde daha sık oluşuyor.

Öte yandan sırt, omuz, kafa derisinde, bacakların üst kısmında da görülebilir. Akneyi çoğaltan ise birçok etken bulunuyor. İşte bu etkenlerden bazıları...

Günümüzde cildimizde en sık görülen ve çaresini aradığımız sorunların başında akneler, lekeler ve çizgilenmeler geliyor. Bu üç farklı sorunun tedavisinde de birbirinden farklı yöntemler kullanılıyor. Ciltteki akneler, A vitamini türevi olan “izotretinoin” etken maddeli ilaçla, büyük bir başarıyla tedavi edilebiliyor. Kişide eğer hormona bağlı bir sorun varsa, akneyle birlikte tüylenme, hormon bozukluğu, saç dökülmesi de eşlik edebiliyor. Hastalığın genetik mi yoksa besinlerden mi kaynaklandığı üzerinde tartışmalar sürse de, genetik olduğu görüşü ağırlık kazanmış durumda.
Akne yüz, boyun ve çene bölgesinde daha sık oluşuyor. Öte yandan sırt, omuz, kafa derisinde, kol ve bacakların üst kısmında da görülebiliyor. Androjen veya erkeklik hormonu erkeklerde ergenlik döneminde artıyor, kadınlarda az miktar da olsa androjen salgılanıyor ve az miktar bile aknenin başlaması için yeterli oluyor. Ergenlikte androjen etkisi daha çok hissediliyor ve bunun sonucu olarak da sebum salgısının üretiminde artış oluyor ve sivilce oluşumuna neden oluyor.
Akneyi çoğaltan birçok etken bulunuyor. Bu etkenlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
Güneş bazı hastalarda akneyi azaltıyor gibi görünse de, terlemeyle birlikte komedonlar artıyor ve akne çoğalabiliyor.
Adet dönemi öncesinde aknelerde alevlenme görülüyor.
Madeni yağlarla temas edenlerde akne artıyor.

Yazının Devamını Oku

Erkeklere özel cilt bakım önerileri

2 Aralık 2013
Artık sadece kadınlar değil erkekler de günlük hayatta ciltlerinin bakımına özen gösteriyor.

Her gün tıraş olma zorunluluğu özellikle de yağlı, kuru ve akneye meyilli ciltlerde ciddi sorunlar yaratabiliyor. Kadınların cilt bakımında çok fazla alternatifi varken, erkekler kendileri için gerekli bakımı birkaç adımda daha sade bir şekilde yapabiliyor.

İster yağlı ister kuru cilde sahip olun günlük bakımda ilk yapmanız gereken cildinizi düzenli olarak temizlemektir.
Ancak birçok erkek bu temizliği günlük kullandığı sabunla yapmaya çalışır.
Sabun temizlik için bir araçtır araç olmasına fakat cildin de kurumasına, koruyucu tabakasının zarar görmesine yol açar. Bu nedenle yağlı cilde sahip olan erkeklerin günde iki defa ciltlerini su bazlı jellerle temizlemesi, kuru cilt yapısındakilerin ise krem bazlı ürünler kullanarak ciltlerini nemlendirmesi doğrudur.
Jel tarzındaki ürünlerin günde iki defadan fazla kullanılması doğru değildir. Çünkü fazla kullanım cildin daha çok yağlanmasına ya da aşırı şekilde kurumasına yol açabilir. O yüzden sabah bir defa, akşam bir defa yavaş hareketlerle yüzün yıpratılmadan yıkanması doğrudur.
Cilt yapısının yağlı olması günlük yaşamda cildin parlamasına, yüzün sürekli temizlenmesine yol açmaktadır. Bu nedenle yağlı cilde özel geliştirilmiş cilt bakım maskelerinin haftada bir veya iki defa kullanılması hem gözeneklerin rahatlamasına hem de fazla yağın ciltten uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır. Yağlı cilt yapısındaki erkeklerin cildi akneye daha meyilli olduğundan, günlük tıraşın ardından batık sorunu daha fazla ortaya çıkar.
Her gün tıraş olmak sadece kılların cilde batıp yüzeye çıkmamasına yol açmaz, aynı zamanda ciltte tahrişe de neden oluyor. Tıraştan önce cildin ılık suyla yıkanması, kılların yumuşamasını sağlıyor.

Yazının Devamını Oku

Benlere dikkat!

25 Kasım 2013
Daha çocukluk çağımızda vücudumuzdaki benlerle tanışıyoruz. Ama güneşin etkilerine maruz kaldıkça, çocukluk benlerimize yeni benler ekleniyor. Benlerimizin sayısı arttıkça da acaba kanserleşir mi endişesi doğuyor.

Son 20 yılda güneşin zararlı etkileri daha fazla hissedilir oldu. Bu yüzden güneşten korunma konusunda dikkatli olunması şart. Ülkemiz de güneşi bolca alan bir coğrafi konumda... Bahar aylarından başlayarak yaz mevsimi, hatta sonbahar boyunca güneşin etkilerini net biçimde hissediyoruz.
Güneş ışınları, benleri de direkt etkiliyor. Var olanları farklılaştırıp, yeni benler çıkmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla benlerimizi düzenli takip etmememiz, işi şansa bırakmamamız gerek.
Benlerin izlenmesinde izleyeceğimiz başlıca iki yol var:
Biri aynanın karşısına geçerek tüm vücudumuzda bildiklerimizin dışında sayıca bir artış var mı yok mu bakmak. Aynı zamanda şüpheli durumlar olduğunda hemen hekime başvurmak. Bu şüpheli durumlar nedir diye sorulduğunda şunları söylememiz mümkün: Benlerimizin sayısı artmışsa, şekillerinde bazı bozukluklar varsa, örneğin daha önce çevresi düzgün olan bir benin alt ve üst yarısı birbirinden farklı büyüklükteyse, önceden koyu kahverengiyken açık kahverengi, beyaz, kırmızı bir renk aldıysa, son birkaç ayda çapı normalin iki-üç katına çıktıysa, kenarlarında bazı çıkıntılar varsa hemen bir hekime başvurmak gerekiyor.

BENLERİN BAZILARI KANSERLEŞİYOR

Benlerde sadece sayıca artış meydana gelmesi, çapında değişiklik olmasının yanı sıra, kanama ortaya çıkması da izlenmesi gereken bir durumdur. Çünkü bazı benlerin kanserleşme riski vardır. Bu risk nedeniyle de hekime başvurulması şarttır. Erken ve düzenli ben takibiyle erken kanser taraması yapılabilir.
Doğumsal benlerimiz ilk 2 yaş içinde vücudumuzda oluşurken, sonradan edinilen benler 20-30 yaşlarımızda en yüksek sayılarına ulaşıyor. Bu nedenle ben takibi yaparken annelerin çocuklarının vücudunu iyi izlemeleri, ergenlik döneminde de bu takibi kendilerinin yapmasını öğretmeleri gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Estetikten sonra 4 koruma önerisi

18 Kasım 2013
Estetik operasyonları yaptırdıktan sonra hayal ettiğiniz yüze, güzel bacaklara, yağsız bir karın ve bele, küçültülmüş, toparlanıp dikleştirilmiş memelere kavuşabilirsiniz.

Ancak estetik operasyonlar ne kadar başarılı olursa olsun, elde edilen sonucun korunması ve bu güzelliğin devamının sağlanması için de çabalamak gerekiyor.

Estetiği korumada yapılacaklar listesinin başında fazla kilo alıp vermenin önüne geçmek ve hamilelik düşünülüyorsa bu dönemi önerilen kilolarla tamamlamak gerekiyor. Vücuttaki görüntü bozukluklarını ortaya çıkaran eğer kiloysa, diyet ve hareketli bir yaşam sürdürülmesi önem taşıyor.
Özellikle de kısa aralıklarla, sık sık kilo alıp veren kadınlarda metabolizma hızı da yavaşladığından, diyet ve spora rağmen istenilen sonuca erişmek mümkün olmayabiliyor. Aynı şekilde kadınların hamileliğe ideal kilolarının çok üzerinde kilolarla başlamaları, hamilelikte de fazla kilo almaları, hamilelik dönemi bittikten sonra da kilonun çözülemeyen bir sorun olarak kalmasına yol açıyor.

1-Deri yapısı da estetiğin başarısını etkiler
Estetik ameliyatların başarısı ve sonrasında da korunması, bunun başarılı olması deri yapısıyla da oldukça ilgilidir. Çünkü herkesin deri yapısı farklıdır. İnce, kalın, koyu, açık, yağlı, yağsız gibi. Hepsinin kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Yaş ilerledikçe bu avantajlar şekil değiştirebilir.
Gençken çok ince, kuru, güzel bir deri yapısı olan hastaların daha sonraki yıllarda güneşte kalmalarıyla birlikte, derilerinde ince çizgiler ve deformasyonlar daha çabuk ortaya çıkar. Bu kişiler bununla ilgili bir cerrahi işlem geçirseler de geçirmeseler de bu süreç içerisinde derilerini korumalı, uygun şekilde nemlendirmeleri ve güneşte uzun saatler kalmadan, kendilerini korumaları gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

50’sinden önce yaşlananlara yüz germe ameliyatı

11 Kasım 2013
Farklı dış etkenler ve genetik miras, yüzde yaşlanmaya, beraberinde de sarkmaya neden oluyor.

Bu sorunu gidermede başvurulan en etkili yöntem ise yüz germe ameliyatları... Üstelik bu ameliyatlar sanılanın aksine sadece 50 yaş ve üzerindekilere değil, yüz düşüklüğünün erken ortaya çıktığı kişilere de uygulanabiliyor.

Yüz düşüklüğünde alında sarkma, kaşların düşüklüğü, yanakların aşağı doğru sarkması gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Dolgu, botoks ve çeşitli aletlerle yapılan kırışıklık tedavileri derinin dış yüzeyindeki sorunların çözümlenmesini sağlıyor.
Thermage işlemi derinin gerilmesinde avantaj sağlasa da, yüz düşüklüğünün gerçek anlamda tedavisi ancak yüz germe ameliyatıyla sağlanabiliyor.
Yüz germede bizim için önemli olan takvim yaşı değil, derinin yaşı.
Deri erken yaşlanıyorsa yüz germe operasyonu daha öne çekilebiliyor.
Yani yüz düşüklüğünden kurtulmak için 50-60 yaşına kadar beklemek gerekmiyor. Ameliyattan önce düşük doz bir genel anestezi veriliyor.
Ancak en önemlisi yüz germe işleminin yapıldığı yüz bölgesine lokal anestezi uygulanıyor.

Yazının Devamını Oku

Meme estetiğinde iz azaldı, kadınlar sevindi

4 Kasım 2013
Meme estetiği yaptırmak isteyen tüm kadınlar, ameliyat öncesi görüşmeye geldiklerinde memelerinde ne kadar iz kalacağını sorarlar.

Artık yıllar içinde uygulanan cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde, eskiye nazaran çok daha küçük izlerle meme estetiği ameliyatı yapılabilmesi mümkün hale geldi.

Meme dokusundaki bozulmalar, meme dokusunun büyümesi ve sarkmasıyla kendini gösteriyor.
Meme ucu da aşağı düşüyor, bunların sarkmasıyla da deri dokusu genişleyip bollaşıyor.
Bu durumda meme dokusunun fazlasının alınıp, kalan meme dokusunun toparlanıp göğüs kasının ön kısmına asılmasını içeren bir ameliyat yapılıyor.
Meme ucu aşağı yukarı kaydırılıyor ve olması gerektiği yere taşınarak sabitleniyor.
Ancak bollaşan deri dokusunun fazlası kesilip atıldığından dolayı, o bölgede bir iz oluşuyor.
Kadınlar yıllardır büyük T harfine benzeyen bu izden yakınıyordu.

Yazının Devamını Oku

Burnun dışı da içi de iyi olmalı

28 Ekim 2013
Burun estetiğinde amaç sadece güzelleştirmek olursa, burun etleri, kıkırdak yapılardaki sorunlardan kaynaklanan ve doğrudan doğruya kişinin rahat nefes almasını engelleyen sıkıntılar ihmal edilebilir.

İyi bir estetik operasyon, burnu hem içeriden hem dışarıdan bir bütün olarak ele alıp, kişiye daha rahat nefes alma konforunu da sunabilmelidir.

Türkiye’de en fazla yaptığımız estetik operasyonlarının başında burun geliyor. Gerek erkekler, gerekse kadınlar olsun burun estetiğinden vazgeçemiyor.
Biz plastik cerrahi hekimlerinin burun estetiğinde vazgeçemediği bazı kurallar var, bunların mutlaka uygulanması gerekiyor.
Burun estetiği yaparken gözettiğimiz en önemli önceliklerimizin başında burnun orijinal çatısını bozmamak geliyor. Burun estetiğinde ikinci olmazsa olmazımız, burnun içinde gereken düzenlemeleri yaparak, örneğin burun etlerini ve deviasyon dediğimiz nefes alma sorunlarını da çözmektir.
Deviasyon kişilerin sağlıklı nefes almasında, uykusundan dinlenmiş olarak kalkmasında en etkili olan faktörlerin arasında yer alıyor.
Tüm bunları bir araya topladığımızda, burun estetiği yaptıracak kişilerin artık eskiye nazaran daha fazla oranda güzelliğin yanı sıra nefes alabilmenin de aynı derecede önemli olduğunu kavradığını söyleyebilmemiz mümkün oluyor.
Burun estetiğinde amaç sadece güzelleştirmek olursa, burun etleri, kıkırdak yapılardaki sorunlardan kaynaklanan ve doğrudan doğruya kişinin rahat nefes almasını engelleyen sıkıntılar ihmal edilebilir. İyi bir estetik operasyon, burnu hem içeriden hem dışarıdan bir bütün olarak ele alıp, kişiye daha rahat nefes alma konforunu da sunabilmelidir.

Yazının Devamını Oku

Alnınızdaki endişeli çizgilerden kurtulun

21 Ekim 2013
Hepimiz yaşımız ilerledikçe vücudumuzdaki değişiklikleri aynada yavaş yavaş görmeye başlıyoruz.

Her insanın genetik mirası farklı olduğundan, bu sürecin ortaya çıkma hızı da farklıdır. Ancak hiç şüphe yok ki, yüzümüzde oluşan değişiklikler bizi vücudumuzda oluşanlara göre daha çok rahatsız ediyor.

Alnımızdaki derin ve yatay çizgiler, gözlerimizin kenarında, üstündeki kırışıklıklar, göz torbalarımızın belirginleşmesi, burun kenarlarındaki çizgilenmelerin derinliği, dudak üstü kırışıklıkları, boynumuzdaki çizgilenmeler derken artık cildimizin gençliğimizdeki gibi ‘çizgisiz ve ışıltısız’ duru görüntüsünün kaybolduğunu görürüz. Bunların hepsi de estetik operasyonlar, dolgu maddeleri, botoks işlemleriyle halledilebilen sorunlar.
Alındaki çizgilerin yok edilmesi ve şakaklara daha genç bir görüntü verilmesi için, alın germe ve şakak germe işlemlerinde botoksun yanı sıra endoskopik cerrahi yöntemlerinden de yararlanıyoruz. Üstelik sadece alnınızdaki çizgilenmeyle iş bitse daha kolay, bir de kaşlar arasındaki dikey çizgiler var.
Yerçekimi buradaki dokuyu kaşla birlikte aşağı doğru hareketlendiriyor, sarkmasına da yol açıyor. Dolayısıyla ameliyatla bunların tedavisini planlarken, oluşan kırışıklıkların giderilmesi, gerekirse buradaki yumuşak doku ve aşırı miktarda büyümüş kas yapısının orijinal yapısına getirilmesi için de birtakım sistemler kullanmak gerekiyor.
Bunların bir kısmı cerrahi işlemler olabildiği gibi, bir kısmı da ‘minimal invaziv’ işlemler dediğimiz, küçük girişimler. Minik iğneler ve dolgu malzemeleriyle yapılan işlemler.

DERİN ÇİZGİLER İLE DOLAŞMANIZA GEREK YOK

Alın ve üst yüz bölgesinin oluşmuş problemlerinde düşüklerin ve kırışıklıkların giderilmesi için botoks enjeksiyonlarıyla başarılı sonuçlar alınabilmesi mümkün oluyor. Bu sayede yer çekimiyle oluşan çizgileri, doku ve kasların bozulan dengelerini botoks teknikleri uygulayarak gideriyoruz. Botoks uygulamalarını belirli sürelerle tekrarlamak gerekiyorsa da, alınan sonuçların yüz güldürücü olması nedeniyle kırışıklık ve çizgilerinden kurtulmak isteyenler botoksu öncelikle tercih ediyor. Tabi sadece botoksun yeterli olmadığı kişiler de bulunuyor.

Yazının Devamını Oku