Bakan Suat Kılıç Türk sporuna bütünüyle bakmalı

SPORDAN Sorumlu Devlet Bakanı Suat Kılıç’ın geçen haftaki açıklamalarından, aday olduğumuz sekiz sene sonraki olimpiyatlar için 36 yeni tesisin yapılacak olduğunu öğrendik.

Haberin Devamı

Elbette çok sevinilecek, övünülecek, umutlanılacak bir haber. Ancak ne var ki, bu tesislerin işlevinin yarışma amaçlı olduğu için yarışmaya katılması düşünülen sporcuların nasıl bir planlamayla yetiştirileceği sorusu hala cevabını bulabilmiş değil. Bakan’ın ifadesine göre Türkiye’de 2.5 milyon lisanslı sporcu var.
Almanya’nın 24 milyon lisanslı sporcusu ile kıyasladığımızda nasıl bir yetersizlik yaşandığı ortada. Kaldı ki, 2.5 milyon lisanslı sporcunun ne olduğu tam olarak anlaşılmış değil.

Türkiye’deki spor gerçeği şu; Genel nüfusa göre aktif spor yapan kesim yüzde birin altında. Ve bir kere daha tekrarlıyorum nüfusuna göre spor yapma oranıyla Türkiye dünya sıralamasında sonuncu. Bunun nedeni de okullarda spora yer verilmeyişi. Dünya gerçeğinde ise; sporun kaynağı amatör kulüpler değil, okullardır. Ve okullar aktif olarak sporda yer almadığı sürece bir spor gelişmesinden bahsetmek mümkün değildir.

Haberin Devamı

Heyecanı çok etkileyici

Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Kılıç, 36 yeni tesisin kazandırılmasından bahsederken, keşke sporun gelişmesi doğrultusunda daha gerçekçi bir kısım projeler ortaya koyabilseydi. Bakan’ın sporun gelişmesi doğrultusundaki heyecanı çok etkileyici. Ancak bu heyecanın doğru bilgiyle desteklenmesine ihtiyaç var.
Yani öncelik ve önemlilik sıralaması yanlış kullanıldığı taktirde böyle bir enerji ve potansiyel ihtiyaç duyulan büyük spor hamlesinin yapılmasına yetmeyecektir.

SLOVAKYA MAÇINDA GÖRDÜKLERİMİZ

ABDULLAH Avcı, bugünün iyilerinden değil de gelecekte iyi olacaklarına inandıklarından ulusal takımı oluşturmaya çalıştı. Ve Avcı’nın, maçtan sonraki günlerde yaptığı açıklamalardan anladığımız, bir arayış içinde olduğudur. Abdullah Avcı’nın tasarladığı oyun anlayışına göre tespit ettiği oyuncuların uygunluğunu özel maçta test ederek, geleceğe dönük bir oyun ve oyuncu belirlemesi yapmayı düşündüğü anlaşılıyor.

Bir takımın performansında en yüksek değerin uyum olduğu gerçeğine göre düşünecek olursak, yeni kurulan ve Slovakya’ya karşı ilk hazırlık maçını oynayan ulusal takımın uyum sorununu yaşaması doğal karşılanmalıdır.

Haberin Devamı

Muhakkak ki, Abdullah Avcı uyum sorununu yalnızca mevcut oyuncuların birbirini tanıması ve anlaşması ile çözmeyi değil, yeni oyuncu katma ve çıkarma uygulamaları ile bir tamamlamayla düşünecektir.

Bizim gördüğümüz en önemli zorluk; Ulusal Takım için seçilen oyuncuların takımlarındaki performanslarına göre yanıltıcı olabileceğidir. Çünkü; takım arkadaşlarıyla uyumun etkileri, takımında aldığı görevin niteliği, hangi hedefe oynadığı, kayıp ve kazanç değerleri, takımında kendine duyulan güven, oyun anlayışındaki farklılık, teknik kadro yaklaşımları bunda etkendir.

Kitlesel destek ya da baskının etkisi gibi nedenlerle yanılgı yaşanacaktır. Bu durum da oyuncu tercihlerinde ve takımın yapısında uyumu geciktirebilecek etkenlerin en önemlisidir.

Haberin Devamı

Maçın görüntüsüne gelince;

1- Uyumsuzluk takım bütünlüğünü de olumsuz etkilediği için, atakta ve savunmada gerekli yardımlaşma sağlanamadı.
2- Takımın baskı yetersizliği, Slovakya’nın hiç zorlanmadan pas yapmasına ve bireyselliğini etkili kullanmasına fırsat verdi.
3- Bazı oyuncuların riskli bölgelerde bireyselliğini kullanmak istemesini bir disiplin sorunu olarak görülmese de kararsızlık ve belirsizlik olarak nitelenebilir.
4- Rakip savunmanın dağınık olduğu durumlarda, pas tercihlerimizin geri ve yana kullanılmış olması, daha fazla pozisyon üretmemizi engelleyen en önemli faktör olmuştur.
Ulusal Takımımızın heyecan ve mücadele değeri ile daha üst düzeyde olmasını beklerdik.
Her şeye rağmen ulusal takımın en önemli ihtiyacının ZAMAN ve DESTEK olduğunu söyleyebiliriz.


 

Yazarın Tüm Yazıları